HDP ve Yeşil Sol Parti'nin beklenen açıklaması geldi. Partinin resmi organları, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ ile Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun imzaladığı mutabakat sonrasında ikinci turda izleyeceği politikaya ilişkin bugün saat 13.30'u işaret etmişti.

"DAHA GÜÇLÜ SANDIĞA GİDECEĞİZ"

HDP ve Yeşil Sol Parti, Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu'nu desteklemeye devam edeceğini açıkladı.

Basın büromuz tarafından hazırlanan haberi aşağıda bilginize sunuyoruz:    

HDP ve Yeşil Sol’dan ortak açıklama: Sandığa eksiksiz gideceğiz ve hep birlikte tek adam rejimini değiştireceğiz

İzmir'de uyuşturucu bağımlısı genç kendini annesini ve babasını öldürdü İzmir'de uyuşturucu bağımlısı genç kendini annesini ve babasını öldürdü

HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar ile Yeşil Sol Parti Eş Sözcüleri Çiğdem Kılıçgün Uçar, HDP ve Yeşil Sol Parti MYK’larının son günlerde yaşananlara ilişkin aldığı kararı kamuoyu ile paylaştı. Ortak açıklamayı Buldan yaparken, Sancar, Uçar ve Akın da değerlendirmelerde bulundu. Buldan tarafından okunan metinde şu ifadeler yer aldı:

28 Mayıs tarihinde yapılacak olan cumhurbaşkanı ikinci tur seçimine dair görüşlerimizi ve tavrımızı sizlerin aracılığıyla kamuoyuyla paylaşmak üzere bir araya geldik.

28 Mayıs’ta, önümüzdeki yılları sonuçları itibariyle şekillendirecek bir seçime giriyoruz. 21 yıl boyunca aşama aşama tek adama bağlı bir sistem inşa eden totaliter, mutlak iktidar yanlısı bir anlayış ve yapıyla karşı karşıyayız. İşte bu yüzden 28 Mayıs seçimi sisteme yönelik demokratik değişimden yana olanlarla bu tekçi rejimi sürdürmek isteyenler arasında bir referandum olma özelliğine sahiptir. 

Öncelikle şunu belirtelim ki toplumdaki demokratik değişim direncini kıran, sömüren, sönümlendiren veya oyalayan hiçbir siyasi anlayışı doğru bulmayız. Bu tür yaklaşımlara karşı da demokratik mücadelemizi sonuna kadar sürdürürüz. Dün Zafer Partisi ve CHP arasında imzalanan protokolü de bu minvalde değerlendirdik ve eleştirilerimizi de kamuoyuyla paylaştık. Mücadelemizin ve Üçüncü Yol politikamızın temel hedefi devletin ve toplumun imkanlarına bir avuç rantçının çökmesini engellemek ve sistemi yurttaşların haklarını ve özgürlüklerini, toplumsal adaleti, demokrasiyi önceleyen bir evrensel standarda kavuşturmaktır. Bizi tavizsiz ve baş eğmez kıldıran tek şey ezilen mazlum halklarımızın bu talebi ve ihtiyacıdır. Israrla vurguluyoruz; Kürtlerin politik iradesine kayyımlar yoluyla ipotek koyanlar, aynı zamanda bütün Türkiye halklarının haklarına ve özgürlüklerine de ipotek koyanlardır. Kürt sorununun çözümsüzlüğü toplumun çıkarına değildir. Bu çözümsüzlük oyunu bozulmadan, Cumhuriyet demokrasi ile bütünleşemeyecektir.

Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına girerken, bizler her ne koşulda olursak olalım, halkın iradesini tüm iradelerin üstünde tutacağız. Ortak ve eşit bir demokratik gelecek için mücadelemizi sürdüreceğiz. Yine belirtelim ki; göçmen veya mültecileri siyasi çıkarların malzemesi haline getirmek yanlıştır ve insani değildir. Bu tablonun sorumlusu mağdur olan göçmen ya da mülteciler değil doğrudan doğruya savaş politikalarında ısrar eden, ekonomik ve siyasi rantı için sığınmacıları araçsallaştıran iktidardır. Mülteci ve göçmen sorunu ancak savaş politikalarına karşı güçlü bir barış mücadelesi verilerek çözülür.  
 
Önemle altını çizmek isteriz ki; hiçbir siyasi hesap ve çıkar, yoksul ve emekçi halkların, kadınların ve gençlerin geleceğinden daha kıymetli olamaz. Cumhur İttifakının politikaları karşısında ancak demokrasi, adalet ve özgürlük ilkeleriyle durulabilir. Toplumun ortak çıkarları, demokratik, eşit ve özgür geleceği dışında başka hiçbir kaygısı olmayan, hiçbir gizli pazarlığı veya şartı gündemine almayan HDP/Yeşil Sol Partinin duruşunu da bu vesileyle kamuoyunun bilgisine bir kez daha sunmak istiyoruz. Bizler HDP ve Yeşil Sol Parti olarak, sadece ve sadece halkın eşitlik, adalet, hak, hukuk ve özgürlük mücadelesine kefiliz; tek ölçütümüz, şaşmaz bağlılığımız bu değerleredir. Hiçbir şart altında bu duruşumuzdan geri adım atmayacağımızın sözünü tekrarlıyoruz. Erdoğan ve ortakları tarafından yaratılan bugünkü ucube rejim, yaşanan toplumsal sıkıntıların da temel sebebidir. 28 Mayıs seçimlerinde oylanacak olan da bu ucube rejimin devam edip etmeyeceğidir. 14 Mayıs seçimlerinde demokratik değişim ve refah talebi güçlü bir şekilde sahiplenilmiş ve bu talep sandığa da yansımıştır. Bugünkü sistem karşısında birleşen milyonlarca oy, daha çok özgürlük, daha çok demokrasi, daha çok refah talebi içindir. Hedef, ayrımcılıktan arınmış, halkların yönetime katılabildiği, özgür, demokratik ve adaletli bir rejim inşa etmektir.

Bir kez daha belirtmeliyiz ki; Erdoğan rejiminin bu beklentileri ve talepleri karşılayamayacağı açıktır. Gelecekte de bu taleplerin hayata geçmesinin önündeki en büyük engel yine Erdoğan ve bu rejimin ta kendisi olacaktır. Bu yüzden Erdoğan bizler açısından asla bir seçenek değildir ve tek seçenek onu ve temsil ettiği iktidarı değiştirmektir. O nedenle bir kez daha belirtiyoruz ki; Kürt halkının ve bir bütün olarak Türkiye toplumunun demokrasi, hukuk, adalet, eşitlik ve özgürlük beklentisi ve özlemini, demokratik sandık iradesini tanımak son derece önemli ve bizler için önceliklidir. 28 Mayıs’ta milyonlarla birlikte başarabileceğimize, tarihin akışını hep birlikte demokratik değişim yönünde çevirebileceğimize dair umudu büyütüyoruz.

Bizler inanıyoruz, sizler de inanın. Sandığa eksiksiz gideceğiz ve hep birlikte tek adam rejimini değiştireceğiz. Kendi gücümüz ve milyonların değişim arzusu en büyük ilham kaynağımızdır. Israrla ve inatla mücadelemizi sürdüreceğiz, asla ve asla pes etmeyeceğiz. Mutlaka, ama mutlaka bizler kazanacağız. 

İbrahim Akın: 


Türkiye son zamanlarda seçim sathı mahallinde toplumu birbirine kırdırmaya ve savaş politikaları nezdinde gelecek ve değişim isteğini köreltmeye çalışan bir zihniyet ile karşı karşıyayız. Ancak bu değişim talebini asla engelleyemeyecekler. 14 Mayıs’ta yarım bıraktığımız işi 28 Mayıs’ta tamamlayacağız. 14 Mayıs’ta durdurduk, 28 Mayıs’ta değiştireceğiz. 28 Mayıs’taki sonuç bizler ve Türkiye halkları için önemli olacaktır. Bu değişim iradesini her türlü oyunla engellemeye çalışanlar karşısında, insanlarımızın sandığa gitme isteklerinin köreltilmesi karşısında, ısrar ve inatla mutlaka sandığa gidip oylarımızı kullanarak 28 Mayıs’ta Saray rejimini, bu kadın ve Kürt düşmanı rejimi değiştirmek istiyoruz. Bütün halklarımıza bir kez daha sesleniyoruz. Biz buradayız ve değiştirme konusunda kararlıyız. Siyaseten ortaya koyduğumuz tutumumuzda herhangi bir değişiklik söz konusu değildir. 14 Mayıs’ta yaptığımız çalışma açısından bakıldığında toplumda daha güçlü bir motivasyon ve istek vardır ve Saray rejimi hiçbir zaman bu durumu engelleyemeyecektir. Bu gücümüzü, bu enerjimizi 28 Mayıs’ta daha güçlü sandığa giderek koruyalım ve etkili bir şekilde sandıktan sonuç alalım. Türkiye’nin tarihsel ve kader seçimi olan bu seçim bir kişi seçimi değildir, bir rejim tercihidir. Bu rejimi değiştirmeye karalıyız ve hep birlikte başaracağız.

Çiğdem Kılıçgün Uçar: 

14 Mayıs’tan beri bizler çok derin güçleri ve Saray oyunlarını hep birlikte izliyor ve görüyoruz. Kutuplaştırıcı ve düşmanlaştırıcı diliyle siyasetin mertebesini düşürenleri, iktidarda kalmak için her türlü yolu mubah görenleri de uzun bir süredir birlikte takip ediyor ve tanıklık ediyoruz. Partimiz birinci ve ikinci tur seçimlerinde aldığı kararla değişimi, dönüşümü ve demokrasiyi esas aldığını ifade etmişti. Bunu yaparken protokollere ve pazarlıklara ihtiyaç duymayan, ilkeli tutumu en başından beri koruyan ve bunu savunan tavrında ısrar etti. Türkiye’de sandığa giden seçmenlerin yarısından fazlası değişimi, dönüşümü ve demokrasiyi savunmuştur, arkasında durmuştur. HDP ve Yeşil Sol Parti bu talebin can suyudur. Bunun üzerine verilecek hiçbir su can suyu kadar etkili olmayacaktır. Halklarımızdan aldığımız güçle yüksek bir mücadele yürüttük, yürütmeye devam edeceğiz. Yeni kayyım tartışmalarına ve kayyım üzerinden siyaset yürütenlere dün de cevap olduk, bugün de cevap olacağız. Türkiye siyasetini şoven ve milliyetçi dilden arındıracağız. Çünkü toplumun ve halkların gerçekliği bu değil. Halklarımıza çağrımızdır. Bizim önceliklerimiz vardı seçime giderken. Bu firavun sistemini, tek adam rejimini, kadın düşmanı rejimi göndereceğiz. Hukuku bir savaş aracı haline getirenleri ve rakiplerini bununla engellemeye çalışanları göndereceğiz. Ekonomiyi rant ve ihale olarak gören, doğamızı kupon ve arsa gibi pazarlayan gözü doymayan bu iktidarı göndereceğiz. Halklarımızın yürüttüğü mücadelenin elde ettiği bütün kazanımları da kadınlar, gençler, Kürtler ve Aleviler adına korumaya ve büyütmeye devam edeceğiz. Bizi bekleyen seçim bir Erdoğan ve Kılıçdaroğlu seçimi değildir. Bu seçim bizim seçimimiz. Oyumuz yine demokrasiden, değişimden ve dönüşümden yanadır. 14 Mayıs seçimleri ciddi bir umuda dönüştü ve bu umut 28 Mayıs’ta kazanmanın adresidir.  
 
Mithat Sancar:

Ortak metnimizde tutumumuz ve gerekçeleri gayet açık bir biçimde ifade edildi. Buna ilave edilecek fazla bir şey yok. 28 Mayıs seçimleri bir referandum niteliğindedir. Bu referandum bir yanında rant, sömürü, talan, savaş ve yalan rejiminin yer aldığı, diğer yanında halkların demokratik dönüşüm özlem ve arzusunun yükseldiği bir seçim olacaktır. Bizler tercihimizi Türkiye toplumunun demokratik dönüşüm, barış ve refah umudu ve iradesi yönünde kullanıyoruz. Esasen seçim politikamızı da diğer politikalarımız gibi şeffaf ve ilkesel bir biçimde yürütüyoruz. Şimdi de ortaya çıkan bazı gelişmeler karşısında tutumumuzu bir kez daha sizlerle paylaşma ihtiyacı doğdu. Bu gelişmelerin bir kısmının ortamı bulandırmak ve halkların sandığa gitme isteğini kösteklemek amacına dönük olduğunun farkındayız. Tuzaklar kuruluyor, bunları da görüyoruz. Ama bizler demokratik dönüşüm, adalet, refah ve özgürlük hedefimizden vazgeçmiyoruz. Bizler tercihimizi Saray rejimini değiştirme yönünde ortaya koymuştuk, aynı kararlılıkla bu tercih ve politikamızı sürdürüyoruz. Halklarımıza, özellikle birinci turda sandığa gitmeyen yurttaşlarımıza da açık çağrımızdır; sandığa gidelim, sandıkları koruyalım, irademizle Saray rejimi değiştirelim, irademize de sandıklarımıza da sahip çıkalım. Buna inanalım ve hep birlikte değiştirelim.

Soru: Yeşil Sol partinin fazla oy aldığı yerlerde bazı usulsüzlükler yapıldı, basına da yansıdı, itirazlar da yapıldı. Bir de katılım oranını siz de belirttiniz, sandığa çağırdınız. Bu eksenli olarak ikinci turda neyin değişeceğini düşünüyorsunuz?

Sancar: İkinci turda değişim arzusunun ve iradesinin egemen olacağına inanıyoruz. Çağrımız açıktır: Herkes sandığa gitsin, esasen bizler de bu yönde çalışmalarımızı sahada sürdürüyoruz. İki eş genel başkan ve iki eş sözcü sahadan buraya geldik, çalışmalarımızı halkımızın sandığa gitmesi gerektiği yönünde yürüttük. Şu anda yüzlerce arkadaşımız aynı çalışmayı yürütmektedir. Sandığa gidelim geleceğimize ve irademize sahip çıkalım.
  
SORU: Özdağ ile Kılıçdaroğlu arasında imzalanan mutabakata ilişkin rahatsızlığınızı doğrudan CHP’ye ilettiniz mi, bu süreçte CHP ile bir görüşmeniz oldu mu? Yoksa kendi kurullarınızda istişare ederek mi karar verdiniz?
  
Sancar: Sorunun cevabı basit. Karar süreçlerimiz bellidir, kurullarımız bellidir. Dün gün boyu tartışmaları kurullarımızda yürüttük. Diyalog muhatabımız da Türkiye toplumudur. Diyaloğumuzu Türkiye halklarıyla yaptık. Kararımızı kendi içimizde halkla diyalog prensibiyle aldık. Bunun dışında bir diyalog girişimimiz yok.
  
SORU: Siz sandığa gidin çağrısı yaptınız ama siyasette son dönemlerde milliyetçi söylemler artıyor. Bu söylemlerden ve kayyım açıklamalarından sonra Kürt seçmenin sandığa gidip oy vereceğini düşünüyor musunuz? Seçimden sonra özellikle kayyım meselesini oturup konuşacak mısınız?
  
Sancar: Kürt halkının tercihi ilk turda açıkça ortaya çıkmıştır. Bizler de sahadaydık ve yüz yüze görüşmelerde de bu iradenin çok güçlü ve sağlam olduğunu bizzat gördük. Dün Pervin Buldan Eş Genel Başkanım Mardin’de, ben Urfa’daydım. Eş Sözcü arkadaşlarımız da Türkiye’nin diğer bölgelerindeydiler. Özellikle Urfa’da ve Mardin’de binlerce insanla temas ettiğimizde gördüğümüz şey kararlılıktır. Bu iktidarı gönderme kararlılığıdır, değişimin yolunu açma kararlılığıdır. Kürt halkı birinci turda bu yönde iradesini ortaya koydu, seçimin ikinci turunda aynı kararlılıkla ve daha da yüksek katılımla bu iradesini Türkiye’ye gösterecektir. Sandıklara daha büyük bir kararlılık ve katılımla Kürt halkının gideceğine ilişkin bir tereddüdümüz yoktur. İlkelerimiz çerçevesinde bu mücadele ve kararlılık seçim sonrasında da devam edecektir.  

Editör: Editör Yazar