Orta Doğu’da tırmanan askeri gerilim, dünya ekonomisinin en hassas noktası olan Hürmüz Boğazı’nı fiilen devre dışı bırakarak küresel piyasaları yangın yerine çevirdi. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik gerçekleştirdiği harekatın ardından, küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) trafiğinin yaklaşık beşte birini sırtlayan bu kritik su yolunda akışın durması, arz güvenliğine dair endişeleri en üst seviyeye çıkardı. Özellikle Katar Enerji Bakanı Saad bin Şeride el-Kabi’nin, bölgedeki üretimin tamamen durabileceğine yönelik uyarıları, piyasalardaki yangını daha da körükleyen bir fitil işlevi gördü.
Petrol piyasası, jeopolitik risklerin etkisiyle son yılların en sert fiyat hareketlerinden birine sahne oldu. Şubat ayı sonunda 73 dolar seviyelerinde olan Brent petrol, Mart ayının ilk haftasıyla birlikte %16,2’lik devasa bir sıçrama yaparak 90,83 dolara ulaştı. Bu rakam, Ekim 2023’ten bu yana kaydedilen en yüksek kapanış olarak kayıtlara geçerken, operasyon öncesi döneme göre fiyatlarda yaklaşık %24,4’lük bir artış yaşandığını gösterdi. Benzer bir tablo ABD tipi ham petrolde (WTI) de gözlemlendi; WTI varil başına 88,89 dolara tırmanarak son 29 ayın en yüksek seviyesini gördü ve saldırı öncesine göre %32’den fazla değer kazandı.
Krizin dalgaları petrolle sınırlı kalmayıp doğalgaz ve kömür piyasalarını da vurdu. Avrupa’nın ana doğalgaz ticaret merkezi Hollanda merkezli TTF’de fiyatlar, Nisan vadeli kontratlarda operasyon öncesi döneme kıyasla %70 oranında bir artışla megavatsaat başına 53,38 Euro seviyesine ulaştı. Asya piyasaları için referans kabul edilen Newcastle kömür fiyatları da bu trende eşlik ederek ton başına 133,80 dolara yükseldi. Uzmanlar, boğazdaki tıkanıklık nedeniyle günlük yaklaşık 19,5 milyon varillik petrol akışının kesildiğini, bu durumun küresel tüketimin %20’sine denk gelen bir arz kaybı yarattığını vurguluyor.
Üretici ülkeler cephesinde ise tablo giderek ağırlaşıyor. İhracatın durmasıyla birlikte ham petrol stoklarının karadaki tanklara ve denizde bekleyen tankerlere yöneldiği, depolama kapasitesi sınırlı olan Irak’ın ise günlük üretiminin dörtte birini şimdiden durdurmak zorunda kaldığı tahmin ediliyor. Dünyanın en büyük ihracatçısı Suudi Arabistan ile Kuveyt ve BAE gibi ülkelerin depolama kapasitelerinin ise ancak birkaç gün daha yeterli olabileceği öngörülüyor. LNG tarafında ise yıllık 112 milyar metreküplük devasa bir arz tehlikede. Özellikle Avrupa Birliği'ndeki doğalgaz depo doluluk oranlarının %29,9 gibi kritik bir seviyede olması, kış sonunda kapıya dayanan enerji krizinin boyutlarını daha da korkutucu bir hale getiriyor.





