Uluslararası ilişkilerde haklılığın savunulması ve tarihi gerçeklerin teslim edilmesi, yalnızca diplomatik masalarda veya askeri sahalarda değil; sivil toplumun evrensel vicdana seslenen gür sesiyle mümkündür. İstanbul Türkiye Azerbaycan Dayanışma ve Kültür Derneği (İSTAD) ile Türkiye Azerbaycan Dernekleri Federasyonu (TADEF), Azerbaycan’ın bağımsızlığının 108. yıl dönümünde düzenledikleri anma programıyla, bu gerçeği uluslararası kamuoyuna bir kez daha en güçlü şekilde hatırlattı.
Uzun yıllardır Azerbaycan’ın haklı mücadelesinin sivil toplumdaki en sağlam iki sac ayağı olan İSTAD ve TADEF, ulusal egemenlik arayışının yalnızca sahadaki askeri unsurlarla sınırlı kalamayacağını tüm dünyaya kanıtlıyor. Bu iki gönül birliği kuruluşu, uluslararası lobi faaliyetlerinin, sistematik dezenformasyona karşı koymanın ve bir milletin meşru haklarını küresel arenada savunmanın hayati önem taşıdığını vurguluyor. Düzenlenen her etkinlik, Türk dünyasının barış, adalet ve istikrar talebini dünyaya duyuran sivil bir diplomasi platformu işlevi görüyor.
TARİHSEL BİRLİKTELİK VE SARSILMAZ İRADE
Bağımsızlığın 108. yılı münasebetiyle saygı duruşu ve Türkiye ile Azerbaycan milli marşlarının okunmasıyla başlayan program, "İki Devlet, Tek Millet" felsefesinin köklü bir dayanışmaya dayandığını bir kez daha gözler önüne serdi. Renkli ve coşkulu görüntülerin yanı sıra gecede, Türkiye ve Azerbaycan’ın geçmişten bugüne omuz omuza verdiği varoluş mücadeleleri anlatıldı. Tarih boyunca bu büyük kardeşlik ve bağımsızlık uğruna yitirilen canlar, derin bir saygı ve yoğun duygusal bir atmosferde anıldı.
Programda İSTAD Genel Başkanı Sefer Karakoyunlu, TADEF Genel Başkanı Adalet Turan, Zirve Reformcu Destek Merkezi STK Başkanı Elçin Ahundzade, Dünya Iğdır Dernekleri Federasyonu Başkanı İmdat Atabey, Avrupa Azerbaycan Diaspora Temsilcisi Ekber Gence, Türkiye Kıbrıs Cemiyeti Başkanı Rüşat Aydoğan ve MHP İstanbul İl Başkan Yardımcısı Batuhan Pınar kürsüden davetlilere seslendiler.
Etkinlik kapsamında İSTAD bünyesinde faaliyet gösteren ve Şef Tekin Büyükkaya yönetimindeki “Türkiye Azerbaycan Kardeşlik Korosu” da unutulmaz bir sahne performansına imza attı. Türkiye ve Türk dünyasının farklı bölgelerinden seslendirilen eserler katılımcılar tarafından büyük beğeniyle karşılandı. Misafir sanatçılar Elgün Guliyev, Sevgi Keskin Manisalı ve Aida Gulzar da seslendirdikleri eserlerle geceye renk kattı.
Programın sunuculuğunu ise Çiler Boylu ile Azerbaycan’dan geceye misafir olan Nurane Eligızı ortak şekilde icra ettiler.
Program sonunda etkinliğe sponsor desteği sağlayan İYİ Parti GİK Üyesi ve iş insanı Özdemir Polat ile TADEF Başkan Vekili Parviz Mammadzade’ye, Türk dünyasına sundukları katkılar ve desteklerinden dolayı “Türk Dünyası Onur Plaketi” takdim edildi.
“İSTAD ve TADEF'in yaktığı bu sivil diplomasi meşalesi, uluslararası toplumun adalet terazisine konulan bir vicdan çağrısıdır. Bağımsızlık, büyük bedeller ödenerek kazanılmış ve sonsuza dek korunacak meşru bir haktır; bu hakkın saygıyla tanınması ise tüm özgür dünyanın ve uluslararası hukukun ortak sorumluluğudur.”
Kent Yaşam Gazetesi
SEFER KARAKOYUNLU: TARİHİN SAYFALARINI TEKER TEKER BİRLİKTE YAZDIK
İSTAD Başkanı Sefer Karakoyunlu gecede tarihi bir konuşmaya imza attı.
Karakoyunlu tarihsel gerçekliklerden referanslar vererek şunları söyledi;
“Selam olsun Can Azerbaycan'a! Sevgili gençler, değerli basın mensupları, bu özel günümüzde bizi yalnız bırakmadığınız için hepinize teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum.
Bugün birbirinden çok değerli sanatçılarımız ve Türkiye-Azerbaycan Kardeşlik Korosu'nun ekibi muhteşem bir gece yaşatacak hepimize. Biz onlara geçmeden önce Azerbaycan Cumhuriyeti'nin kuruluşuyla ve Türkiye-Azerbaycan kardeşliği ile ilgili kısa bir bilgi vermek istiyorum. Azerbaycan Demokratik Halk Cumhuriyeti, Şark'ın ilk cumhuriyetidir; yani 28 Mayıs 1918'de kurulmuştur. Kuruluş aşamasında çok büyük çetinlikler çekmiştir. I. Dünya Savaşı sonrası Azerbaycanlılar büyük bir cesaret göstererek, bağımsızlık ruhuyla meydanlara inip "Bir kere yükselen bayrak bir daha inmez!" diyerek Şark'ın ilk cumhuriyetini kurmuşlardı. Bu vesileyle Şark'ın ilk cumhuriyetini kuranları, yaşatanları rahmetle ve şükranla anıyoruz.

Düşünün, o günkü şartlarda Osmanlı İmparatorluğu büyük çetinlikler içerisinde yedi düvele karşı savaşıyor. Bir taraftan da Azerbaycan bağımsızlık için mücadele veriyor. Ama bu arada tabii Ruslar var, Ermeniler boş durmuyor. Ermeniler, Azerbaycan'ın bu bağımsızlığını yok etmeye çalışıyorlar. 31 Mart hadiseleri vardır, tarihçi arkadaşlar bilir. Bir ayda yaklaşık 120.000 insanı katlediyorlar, soykırım yapıyorlar. Tabii buna Osmanlı İmparatorluğu zor durumda olmasına rağmen kayıtsız kalmıyor. Çünkü 1915'te Çanakkale'de yedi düvele karşı Osmanlı savaşırken, Türkler savaşırken yanlarında 3.000'e yakın Azerbaycan Türkü vardı, Kafkasya'dan gelen Türkler vardı. Buna Osmanlı kayıtsız kalamazdı ve kalmadı. Kafkas İslam Ordusu adında bir ordu kurarak başına Enver Paşa'nın üvey kardeşi, daha sonra soyadı kanunuyla Killigil olan Nuri Paşa'yı getirdi ve Gence üzerinden Bakü'ye kadar bütün işgallere son verildi. 15 Eylül 1918'de Bakü de azat oldu ve Azerbaycan'ın başkenti Bakü'ye taşınmış oldu. Bu büyük bir hadiseydi. Bu vesileyle Kafkas İslam Ordusu neferlerine ve o günkü şartlarda şehit olan tüm soydaşlarımıza rahmet diliyorum.”
“KARDEŞ KARDEŞE BORÇ VERMEZ, SADECE ELİNDEN TUTAR”
“Biz cumhuriyeti kurarken Gazi Mustafa Kemal Atatürk Samsun'a hareket ediyor. Oradan Havza, Sivas... Her gittiği yerde arkasından tutuklama emri var. Artık gideceği başka yer yok. Biliyorsunuz ki Erzurum, Iğdır, Kars, Ardahan, Artvin işgal altında kalıyor ve 30 Ekim 1918 mütarekesiyle Ruslar o bölgeyi boşaltıyor. Boşaltınca bölge bir anda sahipsiz kalıyor. Tam o zamanda da Atatürk Erzurum'a gidiyor. Erzurum'da Kazım Karabekir Paşa'nın desteğiyle Kurtuluş Savaşı başlatılıyor. Ve o Kurtuluş Savaşı'nın en büyük desteğini, o günkü şartlarda ayakta olan Azerbaycan Halk Cumhuriyeti veriyor. O günkü şartlarda Neriman Nerimanov, maalesef Azerbaycan tabii kısmen de olsa bağımsızlığını kaybetmiş, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği içinde olmuş ama Türkiye'yle veya Osmanlı'yla bağları hiçbir zaman kopmamış ve Türkiye'nin kurulduğu aşamada çok büyük kömekler (yardımlar) gönderilmiş; hatta Atatürk'e gönderilen bir mektupta -ki o mektup şu anda Anıtkabir'deki müzede sergileniyor- çok duygu dolu bir cümle var. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e hitaben, "Paşam" diyor, "Kardeş kardeşe borç vermez, kardeş kardeşin ancak elinden tutar." diyor. Ve bizim Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunda Azerbaycan'ın büyük desteği olmuş oluyor.”

“SÖZDE İNSAN HAKLARI SAVUNUCULARI KONU AZERBAYCAN OLUNCA SUSPUS”
“Böyle bir dostluk ve kardeşlik bu şekilde süregeliyor. Gün gelip dayanıyor, 70 yıl Azerbaycan esaret altında kalıyor. Belki bağımsızlığını kaybediyor kısmen ama o bağımsızlık ruhunu hiçbir zaman kaybetmiyor. 20 Ocak 1990'da Azerbaycan ve Türk halkı ayaklanıyor. Tekrar Azerbaycan bağımsızlık yoluna giriyor. Tekrar halk "Bir daha yükselen bayrak bir daha inmez!" diyerek aynı meydanlara iniyor ve 18 Ekim 1991'de Azerbaycan tekrar bağımsız oluyor. O günkü şartlarda yine Azerbaycan'ın yanında Türkiye vardı. İlk bağımsızlığını kabul eden ve dünyaya ilan eden Türkiye Cumhuriyeti'ydi. Ve bu dostluk, kardeşlik bu şekilde devam ederken maalesef Azerbaycan topraklarının %20'si dünyanın gözü önünde haksız yere işgal edildi. Bu işgal 28 yıl sürdü. Avrupa İnsan Hakları'ndan dem vuranlar, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı, kendini insan hakları savunucusu sananlar haksız yere Azerbaycan'ın işgaline göz yumdular.”
“SORUN SADECE KARABAĞ DEĞİLDİ”
“Gün geldi, Azerbaycan askeri güçleri güçlendi, belli bir noktaya geldi. Cenap İlham Aliyev Bey, 2016'daki bir toplantısında -ki biz de dernek olarak katılmıştık, Ekber Gencebey'le o toplantıda beraberdik- dedi ki: "Buradan Ermenistan'daki annelere sesleniyorum. Sizin çocuklarınızın Karabağ'da ne işi var? Eğer onlar oradan çıkmazsa bu demir yumruk tepelerine inecek!" dedi. Ve gün geldi, gerçekten o demir yumruk 2020'de harekete geçti. 44 günlük muhteşem, kahramanlık dolu bir mücadele sonucu biz topraklarımızın %20'sini azat ettik ve 200 yıllık Karabağ problemini çözmüş olduk. Sadece Karabağ problemi değildi bu. Şuşa Beyannamesi, Zengezur Koridoru... Ve şu anda Azerbaycan, Kafkasya'nın parlayan yıldızı olarak yoluna devam ediyor. Aynı zamanda bu başarı, bu bağımsızlık, bu galibiyet; Türk Devletleri Teşkilatı'nın güçlenmesine, geleceğe daha emin adımlarla yürümemize vesile oldu. Yaşasın Türkiye-Azerbaycan kardeşliği ve dayanışması!”

ELÇİN AHUNDZADE: DÜŞMAN TÜRKİYE SINIRINI GEÇTİĞİ ANDA BÜTÜN AZERBAYCAN KEFENİNİ GİYİP GELİR
Zirve Reformcu Destek Merkezi STK Başkanı Elçin Ahundzade salonu ateşleyen bir konuşmaya imza attı. Ahundzade şunları söyledi;
“Başkanım Sefer Karakoyunlu'ya ve dostum, kardeşim Kahraman Bey'e teşekkür edirem. Burada her biriniz zaman taptınız (buldunuz), bu toplantıya katıldınız. Gazeteci Agil Bey, Gülserah Hanım, Devlet Sanatçısı Osman Bey, şaire Aygül Hanım, iş adamı Ülker Hanım ve Mahrem Bey, her birinizin ellerinden öpürem, hakkınızı helal edin. Biliyorsunuz, bizler politikacı değiliz, harbiyeciyiz (askeriz). Dünyanın neresinde savaş olarsa, inşallah savaşlarda da olmuşam, orada olacağam. Ona göre men sade kalbimde olan sözlerle diyeceğim. Biraz duygusal olarsa özürlü hesap edin (kusura bakmayın).
Tabii ki 108 yıl bundan önce Azerbaycan, Talat Paşa ve Nuri Paşa'nın rehberliğiyle bağımsızlığını kazandı. Allah onlara rahmet eylesin. Bütün Türk şehitlerine, Azerbaycan şehitlerine, Talat Paşa'ya ve Nuri Paşa'ya rahmet eylesin. Biz onlara borçluyuk arkadaşlar. Zaman zaman Azerbaycan her zaman öz müstakiliyyeti (bağımsızlığı) uğrunda savaş yapmış. Bağımsızlığımızı kazansak da bizi gene işgal etmiştiler. Ama buna bakmayarak, biz her zaman kanımızda, başımızda fikirleşmişik; kalbimizde fikirleşmişik. Bize analarımız, babalarımız söylüyorlar ki: "Bak yaddan çıkarma, sen Türksün!" Sovyetler Birliği'nde KGB işleyen (hüküm süren) zamanda babalarımız bize "Sen Türksen!" deyirdi. Ve biz hiçbir zaman Türkçülüğümüzü unutmadık. Her zaman biz Türkçe dedik, kalbimizden bayrakları dalgalandırdık.

Ona göre bizim çok zor günlerimizde de Türkiye hemşe (her zaman) bizim yanımızda oldu. Başkanım söyledi, Türkiye büyük savaş yapanda (verirken) birinci Azerbaycan'a malumat verdi ve yardım istedi. Bizim bütün analarımız, babalarımız kızıllarını (altınlarını) toplayarak Türkiye'ye gönderdi. Kurşunlarımızı gönderdik, silahlarımızı gönderdik, petrollerimizi gönderdik ve Türkiye ayağa kalktı. Çünkü Türkiye ayakta olmasaydı, Azerbaycan da ayakta olmazdı. Yani biz beraber Türkiye-Azerbaycan kardeşliğini dünyaya gösterdik. Türkiye'de ormanlar yanarken, deprem olarken Azerbaycan hiç kimseden sormadan (emir almadan) kendi topraklarımıza geldi ve Türk kardeşlerimizle mücadele etti. Dünyaya bir örnek gösterdi "İki devlet, bir millet" ne demektir diye.
Tabii ki Türkiye de bizim yanımızda oldu. "Türk'ün toprağı hiçbir zaman işgalde kalmaz" deyirler. Çünkü toprak şeref, namus demektir. 30 yıl bizim Karabağ Ermenilerin ve Ermenilerin arkasında duran Fransa'nın, Yunanistan'ın, Rusya'nın kömeğiyle (yardımıyla) işgalde kaldı. Azerbaycan askeri Türk askeriyle beraber eğitimlere katıldı.
Azerbaycan'ın Dışişleri Bakanlığı, Türkiye Dışişleri Bakanlığı ile beraber dünyaya "Karabağ Azerbaycan toprağıdır" dese de bizi hiç kimse işitmedi. Hiç kimse duymadı. Çünkü niye? Çünkü Avrupa bir Hristiyan kulübüdür. Bizler onlara hiçbir zaman gerekli değiliz. Onların işine... Güçlü devlet varsa onu hemen Irak'a döndersinler, Suriye'ye döndersinler, İran'a döndersinler, Afganistan'a döndersinler. Ona göre hem Türkiye'nin hem Azerbaycan'ın ekonomikasına darbeler vururlar, devlet çevirilişi (darbe) etmek isterler. Ama inanın onlar bunu hiç bacarmayacak (başaramayacak). Çünkü biz Türk evde doğuluruk (doğarız), şehit oluruk savaşlarda. Çünkü biz Türk'üz. Bir ölür, bin dirilirik.
Ama düşman hiçbir zaman unutmayacak, çünkü biz beraber olmalıyız, bir olmalıyız. Dede babalarımızın kabristanlarının çiğnenmemesi için, çocuklarımızın yaşaması için bir ve beraber olmalıyız. İnanınız bana, Türkiye'nin sınırlarını kim geçerse, Azerbaycan 10 milyonluk seferberlik ilan eder; Azerbaycan kefenini giyer. İran'da yaşayan 30 milyonluk Azerbaycan Türkü kefenini giyer, kendi topraklarımıza gelir ve Türk yolunda şehit olarık bu topraklarımızı geri alarız. Tanrı Türkü ve Azerbaycan'ı korusun!”

ADALET TURAN: KIRMIZIMIZ, HİLALİMİZ VE YILDIZIMIZ BİRDİR
TADEF Başkanı Adalet Turan da kısa bir konuşma yaptı. Turan şöyle konuştu;
“Bu anlamlı günde, bu salonu uzaktan yakından dolduran siz değerli kardeşlerimiz, büyüklerimiz... Bugün Azerbaycan'ımızın 108. yıldönümünü hep birlikte güzel, anlamlı bir şekilde kutlayacağız. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum. Azerbaycan Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 108. yılı... Doğu ve Güney Kafkasya'da kurulan ilk demokratik cumhuriyet olan Azerbaycan Halk Cumhuriyeti 28 Mayıs 1918'de ilan edilmiştir. Kuruluş günü olarak 28 Mayıs 1918'de Mehmet Emin Resulzade liderliğinde kurulmuştur. Kendisini saygıyla, sevgiyle, rahmetle anıyoruz.
Tabii ki Azerbaycan Cumhuriyeti'nin kuruluşu, konuşmacı değerli gazi kardeşimizin de, değerli başkanımızın da anlattığı gibi çok kolay olmamıştır. Çok çetin yollardan geçilmiştir. Bir sürü şehitler vermişizdir, bir sürü gaziler vermişizdir. Nasıl ki Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu çok zor ve çetin olmuşsa, Azerbaycan Cumhuriyeti'nin kuruluşu da böyle olmuştur. Ama ne mutlu ki bizler Türk'üz. Azerbaycan Türkü, Türkiye Türkü; hepimiz kardeşiz. Bir ananın, bir babanın evlatlarıyız. Hepimizin bayrağı kırmızı; rengimiz kırmızı, ayrıca mavi ve yeşil de var ancak kırmızımız yıldızımız ve hilalimiz bir... Biliyor musunuz, bizim vatanımızı simgeleyen ve bizi bu kırmızı al bayraklar altında süsleyen bayraklara hepimiz sahip çıkmışızdır. Bugün gerek Türkiye gerek Azerbaycan kardeşliği ta 108 yıl öncesine dayanan bir perçinleşmeyle kardeş ülke olmuştur. Hiçbir zaman Türkiye'nin ve Azerbaycan'ın kardeşliğini bozacak hiçbir güç yetmemiştir.
Evet, birtakım zorlukları yaşamışız. Azerbaycan topraklarımız 30 yıl esaret altında kalmıştır. Fakat 2020 8 Kasım günü 44 günlük yoğun ve çetin bir savaştan sonra özgürlüğüne kavuşmuştur. Burada çok şehitler verdik ve iki liderimizin, gerek Azerbaycan Cumhurbaşkanımız İlham Aliyev'in gerek Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın güçlü liderlikleriyle, güçlü komutanlıklarıyla, kurdukları güçlü ordularıyla bu zafere kavuşmuştur. Yaşasın Türkiye-Azerbaycan kardeşliği! "Karabağ Azerbaycan'dır" diyoruz ve bundan sonra da hep Azerbaycan olarak kalacaktır. Ben katılımlarınızdan dolayı hepinize teşekkür ediyorum. Türkiye Azerbaycan Dernekleri Federasyon Başkanı olarak da tüm dernek yöneticilerime teşekkür ediyorum. Bu organizasyonda emeği geçen başta Sefer Başkanıma ve onun ekibine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bundan sonra devam edecek süreçte çok güzel müziklerimiz olacak, hepinize iyi eğlenceler diliyor, teşekkürlerimi sunuyorum. Var olun, sağ olun.”

BATUHAN PINAR: TURAN, MİLLİYETÇİ HAREKETİN VAR OLUŞ SEBEPLERİNDEN BİRİDİR
MHP İstanbul İl Başkan Yardımcısı Batuhan Pınar da gecede konuşma yapanlar arasındaydı. MHP İstanbul İl Başkanı Volkan Yılmaz’ın selamını getiren Pınar şunları söyledi;
“Can Azerbaycan Türk dünyası hazinesinin incisi, öncüsü, sözcüsü, kıymetlisi... Sefer Başkanımın söylediği bir sözün tekrar altını çizmek isterim: "Doğudaki cumhuriyetin ilk kurucusu" diyebiliriz Türk dünyasının içinde. Bu anlamda Türk dünyasının diğer fertlerine demokratik cumhuriyetin uygulanabilir olduğunu göstermiştir. Türkiye Cumhuriyeti de bu yoldan ilerlemiştir. Bu anlamda Azerbaycan'ın bu hareketi bizlere öncülük etmiştir, bunu söyleyebiliriz. Türk Dünyası ve Turan, Milliyetçi Hareket'in var oluş sebeplerinden biridir. "Dilde, fikirde, işte birlik" şiarıyla hareket eden Milliyetçi Hareket'in, Türk dünyasının ve Azerbaycan'ın her daim yanında olduğunu tekrardan zikredelim. Bu anlamda tüm kıymetli haziruna burada bulunduğu için teşekkür ediyorum, iyi seyirler diliyorum.”

İMDAT ATABEY: KÖKÜMÜZ, KÖKENİMİZ AYNIDIR
Dünya Iğdır Dernekleri Federasyonu Başkanı İmdat Atabey de kürsüde söz aldı. Atabey davetlilere şöyle seslendi;
“Öncelikle değerli başkanıma, haziruna ve hanımefendiler, beyefendilere hoş geldiniz diyorum. Sefalar getirdiniz. Her dönem böyle toplantılar yaparak içimizde coşan Türklüğümüzü öne çıkarmak, bağırıp derdimizi anlatacağımız platformu oluşturduğu için tekrar kendisine teşekkür ediyorum. Bugün burada 108. kuruluş yılını kutladığımız Can Azerbaycan'ın bağımsızlık gününü, Cumhuriyet gününü kutluyorum. Nice böyle bayramları Allah bize nasip etsin diyorum. 28 Mayıs 1918'de ilk bağımsızlığını, ilk cumhuriyeti kuran devlet Azerbaycan devletidir ve tüm dünyaya da örnek olmuştur. İçimizi burkan bir sebep var: Ortadoğu Türklerin yurdu olmasına nazaran biz bölünmüşüz; bir kısmımız İran'da, bir kısmımız Türkiye'de, bir kısmımız Azerbaycan'da kalmışız. Kökümüz, kökenimiz hepimiz aynı. Fark eden hiçbir şeyimiz yok. Burada Türklükte birliği, Türk olmanın gururunu yaşıyoruz. Hepinize saygılarımı sunuyorum. Yaşasın Azerbaycan-Türkiye kardeşliği! Yaşasın Türkiye, yaşasın Azerbaycan! İçimizde bir feryadımız var: Her zaman, yıllardır, 1918'den bu tarafa "Bir defa yükselen bayrak bir daha inmez!" Allah'ın izniyle de inmeyecektir, sonsuza kadar ilelebet devam edecektir. Saygılarımı sunuyorum, sağ olun.”

EKBER GENCE: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ÖNÜNDE 60 GÜN MİTİNG YAPTIK
Avrupa Azerbaycan Diaspora Temsilcisi Ekber Gence, özellikle Avrupa’da yürüttükleri çalışmalar hakkında bilgiler verdi. Gence şöyle konuştu;
“Çok kıymetli Azerbaycan ve Türkiye sevdalıları... Şimdi ben İsviçre'den geliyorum buraya. Sayın başkanım dedi ki: "Ekber, hiçbir yere gitmesen de bu toplantıya mutlaka gelmen lazım." Çünkü tam 40 senedir ben İsviçre'de yaşıyorum. Bağımsızlığın ilan edildiği gün bayrağımızı Birleşmiş Milletler'e asacak hiç kimse yoktu. Sene 1999 ve gün bugün. "O gün burada olmam lazım," dedi Ekber. Başkanımı bir alkışlayalım mı? Gerçekten hepimizden çok emek veren, bu davayı sırtlayan, bugüne kadar taşıyan o insana huzurlarınızda binlerce kere teşekkür ediyorum.
44 günlük Karabağ savaşımız oldu. Avrupa'nın 60 şehrinde ve Cenevre'nin tam önünde, Birleşmiş Milletler'in karşısında 60 gün miting yaptık. Birleşmiş Milletler'deki delegasyon, büyükelçiler dediler ki: "Artık verin bu insanların topraklarını Ermeniler, yakamız kurtulsun. Bu insanlar bizi rahat bırakmıyor. Yeter artık Azerbaycan öz topraklarına, Karabağına kavuşsun." Tam 40 senedir biz mücadele ediyoruz Sayın Başkanımla birlikte. Ne mutlu bizlere ki bugünleri bizler gördük. 108 sene önce Mehmet Emin Resulzade'nin açmış olduğu yoldan bugüne kadar biz ayakta durarak büyük bir heyecanla, büyük bir şuurla geldik. Bundan sonra da dünya milletleri var oldukça Türklük var olacak, Türk milleti var olacak, Turan var olacak. Yaşasın Türkiye, yaşasın Azerbaycan birliği, kardeşliği! Sağ olun, var olun.” Fazıl Anıl Kılıçlı




















