ŞEMSİYELİ TRAJİKOMEDİ
İstanbul'un değişken hava koşullarında toplu taşımayı tercih eden vatandaşlar, son günlerde sosyal medyada paylaştıkları görüntülerle trajikomik bir gerçeği gözler önüne seriyor. Modern bir ulaşım ağının en temel unsuru olan duraklar, ne yazık ki İstanbul’un birçok bölgesinde vatandaşı yağmurdan ve rüzgardan korumak bir yana, adeta açık hava etkisi yaratıyor.

Durakların üst kapamalarının yetersizliği veya yanlış tasarımı sebebiyle durak içine sığınan vatandaşlar, ıslanmamak için durak altında şemsiye açmak zorunda kalıyor. Vatandaşlar bu durumu, "Durakların sadece adı var; ne üstü bizi kapatıyor ne de yanları rüzgarı kesiyor. Yağmurdan korunmak için girdiğimiz durakta şemsiyeyle beklemek bu şehre yakışmıyor" sözleriyle eleştiriyor.

40 YILLIK ALTYAPI VE GÜVENLİK RİSKİ
İstanbul’daki durak krizinin bir diğer boyutu ise zamana yenik düşmüş altyapı. Megakentin birçok noktasında halen 25, 30, hatta 40 yıl önce inşa edilmiş duraklar hizmet vermeye(!) çalışıyor. Aradan geçen onlarca yılda yol düzenlemeleri, kaldırım genişlikleri ve trafik akışı tamamen değişmiş olsa da durakların yerleşimi bu değişime ayak uyduramamış durumda. Bu uyumsuzluk, sadece konforsuzluğu değil, ciddi güvenlik risklerini de beraberinde getiriyor. Özellikle yeni yapılan yol tasarımlarıyla çelişen eski tip duraklar, yolcuların iniş ve binişlerinde kaza riskini artırıyor.
STANDART DIŞI VE MODERNLİKTEN UZAK TASARIMLAR
İstanbul genelinde duraklarda belli bir tasarım birliğinin olmaması da eleştiri oklarının hedefinde. Her semtte farklı bir tip ve kalitede durakla karşılaşmak, hizmette adaletsizlik yorumlarını beraberinde getiriyor. Son yıllarda bazı bölgelerde standartlaşma adımları atılsa da İstanbul’un bütününe yayılan modern, kaliteli ve işlevsel bir durak modeline henüz geçilemedi. Mevcut heterojen yapı, estetik bir görüntüden uzak olduğu gibi, her durağın sunduğu koruma kapasitesinin farklı olması İstanbullular arasında "semtine göre hizmet" algısını pekiştiriyor.

SARI TABELA 'BELALI' DURAKLAR
Özellikle ara sokaklarda ve ana arterlerin bazı noktalarında sadece "sarı tabela" ile işaretlenmiş duraklar, modern şehircilik anlayışıyla tamamen ters düşüyor. Herhangi bir kapalı alanı, oturma birimi veya koruması bulunmayan bu duraklar, özellikle yaşlı, engelli ve çocuklu aileler için tam bir eziyete dönüşüyor. Bu noktaların çoğu eski ulaşım haritalarına göre belirlendiği için güncel trafik akışında yolcuların araçların arasında kalmasına neden oluyor.
YETKİLİLERE ÇAĞRI
Buradan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve İETT yetkililerine açık bir çağrıda bulunuyoruz: İstanbul halkı, dijital ekranlardan veya sadece boyanmış tabelalardan ibaret bir hizmet anlayışını değil; kışın yağmurdan, yazın güneşten koruyan nitelikli duraklar istiyor. Şehrin her noktasında aynı yüksek standartlara sahip, modern mühendislikle tasarlanmış ve güvenliği ön plana alan durak dönüşüm projesi bir lüks değil, zorunluluktur. Milyarlarca liralık bütçelere sahip olan bir yönetim anlayışının, vatandaşı durak içinde şemsiye açmaya mahkum etmesi kabul edilemez. İstanbul'un durakları, şehrin vitrinidir ve bu vitrin dökülmektedir.





