ŞUŞA / KARABAĞ — "Şuşa’yı alan Karabağ’ı alır" sözüyle tarihe kazınan, Karabağ coğrafyasının en yüksek ve en stratejik noktasında yer alan kadim şehir Şuşa, işgalden kurtarıldıktan sonra tarihinin en görkemli yeniden inşa sürecine şahitlik ediyor.

Çekirdek Çöpü Uyarısı Kanlı Bitti: 26 Yaşındaki Abdurrahman Balcı Davasında Karar Günü!
Çekirdek Çöpü Uyarısı Kanlı Bitti: 26 Yaşındaki Abdurrahman Balcı Davasında Karar Günü!
İçeriği Görüntüle

Azerbaycan’ın Kars Başkonsolosluğu organizasyonu himayesinde bölgeye giden 16 kişilik Türk gazeteci heyeti arasında yer alan Kent Yaşam Gazetesi İmtiyaz Sahibi Celal Karaali, Azerbaycan ordusunun kayalıkları tırmanarak kahramanca özgürleştirdiği Şuşa tepelerinde, tarihin, edebiyatın ve işgal yıllarında yaşanan yıkımın tanığı oldu.

Şuşa’da Har-ı Bülbül’e Tanıklık Etmek: Vatan Hasretinin ve Zaferin Sembolü

Şuşa temasları sırasında Karabağ’ın simgesi haline gelen ve dünyada yalnızca Şuşa’nın yüksek rakımlı topraklarında, Mayıs ayında açan nadide Har-ı Bülbül çiçeği, gazeteci Celal Karaali için gezinin en anlamlı duraklarından biri oldu.

Orkidegiller familyasından olan bu eşsiz yabani çiçeğin hikayesini ve yarattığı derin duyguyu aktaran Karaali, izlenimlerini şu sözlerle dile getirdi:

"Azerbaycan’ın kültür başkenti Şuşa’yı ziyaretimiz sırasında, Karabağ’ın simgesi hâline gelen Har-ı Bülbül’ün hikâyesini yakından hissetmek benim için çok özel bir deneyimdi. Vatan hasretinin, direnişin, özgürlüğün ve yeniden kavuşmanın sembolü olan bu nadide çiçek; bana bir kez daha gösterdi ki bazı güzellikler yalnızca doğaya değil, bir milletin tarihine ve yüreğine kök salmış. Har-ı Bülbül; Şuşa’nın zarafeti, Karabağ’ın hafızası ve Azerbaycan’ın vatan sevdasıdır."

"Kurşunlanmış Büstler" ve Çalınan Tarih: Haydar Aliyev’in Gizli Operasyonu

Şuşa sokaklarında rehber eşliğinde gerçekleştirilen saha incelemesinde, Ermeni işgalcilerin bölgedeki Türk-İslam kültürünü yok etmek amacıyla sergilediği vandalizmin boyutları gözler önüne serildi.

Rehberin aktardığı bilgilere göre; 1948'de hayata veda eden besteci ve modern profesyonel müzik sanatının kurucusu Üzeyir Hacıbeyov, 19. yüzyılın ünlü şair, ressam ve hayırseveri Hurşidbanu Natavan ve efsanevi opera sanatçısı Bülbül’ün (Murtaza Mammadov) büstleri 1992 yılındaki Birinci Karabağ Savaşı'nda ağır saldırılara uğradı.

İşgalciler tarafından kurşunlanan bu paha biçilmez büstler, yurt dışına kaçırılarak Gürcistan’da satılmak istendi. 1993 yılında Ulu Önder Haydar Aliyev’in talimatıyla gerçekleştirilen gizli bir operasyonla satın alınarak Azerbaycan’a geri getirilen büstler, uzun yıllar Bakü Güzel Sanatlar Müzesi’nin bahçesinde sergilendi. Şuşa’nın 2020 zaferiyle özgürleştirilmesinin ardından büstler, 2021 yılında ait oldukları öz topraklara getirilerek yerlerine yerleştirildi. Üzerlerindeki kurşun delikleri ise yaşanan vahşetin unutulmaması adına bilerek restore edilmedi.

Büstlerin arkasında yer alan ve işgal yıllarında tamamen yıkılarak taş üstünde taş bırakılmayan Şuşa Kültür Evi'nin ise bugün sadece anıları ve boş arazisi kaldı.

Sarı Baba Dağı'ndan Getirilen "Şirin Su" ve Natavan’ın Mirası

Şuşa’nın 17 tarihi mahallesinden biri olan ve 19. yüzyılda mimar Kerbalayı Safihan Karabaği tarafından Doğu mimarisi üslubuyla inşa edilen Şirin Su Hamamı da inceleme noktaları arasındaydı.

19. yüzyılda Şuşa'da yaşanan büyük içme suyu sıkıntısı üzerine, Karabağ Hanı’nın kızı şair Hurşidbanu Natavan’ın bizzat at sırtında dağ dağ gezerek su aradığı aktarıldı. Natavan, şehirden 10 kilometre uzaklıktaki Sarı Baba Dağı’ndan pişmiş kilden künklerle (borularla) tatlı su getirtti. Üç yılda tamamlanan bu hat sayesinde halka sunulan tatlı su, hem Müslüman hem de Hristiyan mahallelerindeki çeşmelere ve özel bir kolla Şirin Su Hamamı’na bağlandı.

İşgal yıllarında ağır yıkıma uğrayan ve yakılan Natavan Çeşmesi ile Şirin Su Hamamı, 2021 ve 2024 yıllarında Heydar Aliyev Vakfı tarafından aslına uygun olarak restore edilerek müze ve kullanım alanı şeklinde yeniden şehre kazandırıldı.

Sanatın ve Edebiyatın Beşiği: Han Sarayları ve Meclis-i Üns

Şuşa'daki tarihi kompleksi tanıtan uzmanlar; Hurşidbanu Natavan’ın sarayı, babası Mehdi Kulu Han’ın 18. yüzyıla ait sarayı, Cavanşir han soyundan gelen Esad Bey ve Uğurlu Bey’in konaklarının işgal döneminde büyük tahribata uğradığını belirtti.

Natavan’ın yaşadığı dönemde düzenlediği "Meclis-i Üns" adlı edebiyat ve müzik meclislerinin, dönemin en ünlü şair, hanende ve devlet adamlarını ağırladığı, şehrin tüm sosyal ve kültürel meselelerinin burada karara bağlandığı vurgulandı. Sovyet döneminde çocuk sanatoryumu ve Azerbaycan Edebiyat Müzesi Karabağ Şubesi olarak kullanılan yapılar, bugün Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı Özel Temsilciliği ve Şuşa Devlet Koruma Alanı İdaresi çatısı altında ihya edilmeye devam ediyor.

Tarihi şahsiyetlerden Neriman Nerimanov'un evinin de müze olarak ziyarete açıldığı Şuşa kentinde, Türk gazeteci heyeti hem 30 yıllık işgalin ağır yıkımına hem de Azerbaycan'ın rekor sürede hayata geçirdiği imar zaferine yerinde tanıklık etti.