İstanbul haberciliğinin deneyimli isimleri Yaşam Medya Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Celal Karaali ve Yöntem Gazetesi İmtiyaz Sahibi Yılmaz Bacı, yerel gündemin nabzını tutan ve büyük ilgiyle takip edilen "Başarı Hikâyeleri" köşesi için bu kez Bakırköy’ün en aktif figürlerinden birini ağırladı. Anne, iş kadını, siyasetçi ve sivil toplum lideri kimliklerini başarıyla bir arada yürüten Bakırköylüler Derneği Başkanı Nurdan Erdiş ile gerçekleştirilen söyleşide, hem yerel hem de ulusal gündeme dair çarpıcı başlıklar ele alındı.

Siyasetin ve ekonominin oldukça hareketli bir dönemden geçtiği günlerde gerçekleşen bu samimi buluşma, Türkiye'nin ve Bakırköy'ün geleceğine ışık tutacak önemli değerlendirmelere sahne oldu.

Celal Karaali: Nurdan Hanım, yayınımıza hoş geldiniz. İlk olarak, Bakırköylüler Derneği'nin nasıl doğduğunu, kuruluş sürecini ve bugünkü durumunu sizden dinleyebilir miyiz?

Nurdan Erdiş: Derneğimizin temelleri 2014 yılındaki yerel seçim sürecinde atıldı. O dönem Bakırköy'de 17 belediye başkan aday adayı vardı ancak ortak kanaat Bakırköy'ün "sahipsiz" kaldığı yönündeydi. Vatandaşlar, "Neden bizi öz Bakırköylü bir isim yönetmiyor, neden taleplerimizi siyasete kabul ettiremiyoruz?" diye sorguluyordu.

Bu sahipsizlik hissi üzerine, Yeni Mahalle Muhtarımız Nihat Bey'in de katkılarıyla eski komşuların buluştuğu bir etkinlik olarak başladık ve sonrasında bunu dernekleştirdik. Amacımız, modern çağın getirdiği o yalnızlık duygusunu kırıp mahallelilik ve komşuluk bağlarını yeniden canlandırmaktı. Sivil toplum kuruluşları insanların sosyalleşmesi, ortak akılla hareket etmesi için çok önemli birer can simididir.

Bahçelievlerli Kadınların Emekleri Boşa Gitmiyor!
Bahçelievlerli Kadınların Emekleri Boşa Gitmiyor!
İçeriği Görüntüle

"İYİLİĞİ ANLATMAYI SEVMEYEN, TAMAMEN BAĞIMSIZ BİR DERNEĞİZ"

Yılmaz Bacı: Sosyal medyadan da gördüğümüz kadarıyla derneğiniz bünyesinde sanatsal faaliyetler, kurslar ve sosyal sorumluluk projeleri çok yoğun. Bu aktiviteleri nasıl organize ediyorsunuz?

Nurdan Erdiş: Bizim derneğimizin en belirgin özelliği, yaptığı hiçbir iyiliği reklam malzemesi yapmamasıdır. Gıda yardımları, ilaç destekleri, çocuklara yönelik yardımlar veya afet dönemlerindeki organizasyonlarımızı asla öne çıkarmayız. Kültür ve sanat alanında ise Bakırköy halkının çok büyük bir talebi var; resim, müzik ve tiyatro kursları düzenliyoruz. Ancak imkânlarımız sınırlı. Bakırköy’deki tüm sivil toplum kuruluşlarının ortaklaşa kullanabileceği kültür merkezlerine ve tiyatro sahnelerine ciddi bir ihtiyaç var.

Geçmiş dönemde İBB, bizim amatör tiyatro ekibimizin oyunlarını satın aldı ve İstanbul’un Şile’den Maltepe’ye kadar pek çok ilçesinde sahneletti. Bu etkinliklerin tamamı halka ücretsizdir, asla bilet satmayız. Ayrıca derneğimiz hiçbir kurumdan veya belediyeden maddi yardım almayı kabul etmez; tamamen üyelerinin ufak aidatlarıyla ayakta durur. Bağımsız kalmalısınız ki, yeri geldiğinde özgürce söz söyleme hakkınız olabilsin.

"Bakırköy Kadın Tutukevi’ne girme yetkisi olan nadir derneklerden biriyiz. Oraya konserler götürüyor, tiyatro oyunlarımızı sahneliyoruz. 30 kişilik ekibimizle cezaevindeki genç kızlarımıza ve oradaki çocuklara dokunuyor, onlara doğru yoldan hayata tutunmaları için bir umut ışığı olmaya çalışıyoruz."

"ÜRETİM ARTIRILMADAN ENFLASYON DÜŞMEZ"

Celal Karaali: Hazır iş dünyasının içindeyken, Türkiye'nin mevcut ekonomik tablosunu ve ticari gidişatı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Nurdan Erdiş: Ben Türkiye coğrafyası üzerine yüksek lisans yapmış bir coğrafyacıyım. Çok net söylüyorum: Üretmeyen bir toplumda halkı doyuramazsınız. Bugün aile bütçelerindeki en aslan payını maalesef gıda enflasyonu oluşturuyor. Eskiden en fakir evde bile zengin sofralar kurulurdu, şimdi ise aç çocukları konuşuyoruz. Fahiş gıda fiyatlarının önüne geçmenin tek yolu üretimi artırmaktır. Üretmeden, sadece tüketerek enflasyonu düşürmek mümkün değildir.

"DOĞUDAN OY ALMADAN İKTİDAR OLUNMAZ"

Yılmaz Bacı: Siyaset yönünüze gelecek olursak; geçmiş seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi'nden Diyarbakır milletvekili adayı olmuştunuz. İstanbullu bir isim olarak neden Diyarbakır'ı tercih ettiniz?

Nurdan Erdiş: Genel merkeze başvurduğumda herkes seçilebileceği konforlu bir yer istiyordu. Ancak Doğu coğrafyasından oy alamazsanız Türkiye genelinde iktidar olma şansınız yoktur. Siyasette hedefim "şahsen bir yerlere gelmek" değil, partimin ve ülkemin kazanmasıdır. Bu yüzden listelerde kaçıncı sırada olduğuma bakmaksızın doğrudan Diyarbakır’ı yazıp bizzat sahada çalıştım. Oradaki insanlarla kimyamız çok uyuştu. Onların yerinde gördüğüm sorunlarını İstanbul’daki televizyon programlarında ve platformlarda farklı bir bakış açısıyla anlatmaya devam ettim.

"KOLTUKTA PİŞMEK İLÇEYE DE KİŞİYE DE ZARAR VERİR"

Yılmaz Bacı: "Bakırköy’ü Bakırköylüler yönetmeli" vizyonuyla birkaç kez belediye başkan aday adayı da oldunuz. Bakırköy'deki yerel siyaseti ve mevcut yönetimi nasıl buluyorsunuz?

Nurdan Erdiş: Bakırköy’de yerel siyasetçiler arasında maalesef bir birliktelik ruhu yok, hep "Ben olayım"cı bir anlayış hâkim. Ortak akıl işletilmediği için de yerel siyaset bir türlü istenen noktaya gelemiyor. Mevcut belediye başkanımızın işi çok zor; kendisi doktor ve sivil hayatında idari bir yönetim tecrübesi yok. Siyaset bir birikim ve donanım meselesidir. Siyasete girdiğiniz koltukta pişmeye çalışırsanız hem kendinize hem de yönettiğiniz ilçeye zorluk yaşatırsınız; oraya zaten önceden pişerek gelmeniz gerekir.

"DEĞİŞİM DEDİK AMA DEĞİŞEN BİR ŞEY OLMADIĞINI GÖRDÜK"

Celal Karaali / Yılmaz Bacı: CHP’nin kurultay süreçlerinde de aktif rol aldınız. 38. Olağan Kurultay’da İstanbul delegesiydiniz. O döneme ait iddiaları ve partideki kadın-gençlik kotasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Nurdan Erdiş: Ben 38. Kurultay sürecinde tamamen kendi özgür irademle karar verdim. Hem Kemal Bey'le hem Özgür Bey'le yüz yüze görüşüp vizyonlarını dinledim. Yenilenme ve dinamizm adına Özgür Özel ve Özgür Çelik tarafında yol yürüdüm. Ancak kurultay kürsüsünden inandığım yanlışları söylemekten de geri durmadım. O gün Genel Başkan’a karşı, "Bu partide emek veren kadınlar ve gençler yok sayılıyor; onlara hak ettikleri değer verilseydi CHP zaten çoktan iktidardı" eleştirisini açıkça yaptım.

CHP dışarıdan bakıldığında kadınlara en çok yer veren parti gibi görünse de milletvekili ve belediye başkanı sayıları gerçeğin öyle olmadığını gösteriyor. Benim eleştirdiğim nokta; yıllarca partinin tabanında gece gündüz çalışan kadınların ve gençlerin tasfiye edilip, dışarıdan getirilen isimlerin belediye başkanı yapılmasıdır. Bu durum, tabandaki gençlerin geleceğe dair umutlarını ve çalışma hevesini kırıyor. Biz kurultayda "Sistem değişsin" diye Değişim dedik; ancak günün sonunda sistemin değil sadece kişilerin değiştiğini, yürüyen köhne yapının aynı kaldığını gördük. Sistemin kişilere değil, partinin kurumsal kurallarına bağlı olması şarttır. Yine de umutsuz değilim; CHP bu süreçleri atlatacaktır, herkes Cumhuriyet Halk Partililerin iradesine güvensin.

Yılmaz Bacı / Celal Karaali: Son olarak Bakırköy halkına nasıl bir mesaj vermek istersiniz?

Nurdan Erdiş: Bakırköylülere çağrım şudur: Güzel binalar insanları mutlu etmeye yetmez; dört duvar arasında kimse huzuru bulamaz. Binalarımızı yenilerken ruhumuzu ve dostluklarımızı da güzelleştirelim. Gelin, derneğimizde bir arada olalım, paylaşalım. Kapımız her yaştan, her kesimden vatandaşımıza sonuna kadar açıktır. Katılımınız ve bu güzel söyleşi için sizlere çok teşekkür ederim.