Yuvamız İstanbul Çocuk Etkinlik Merkezleri (ÇEM), tutuklanan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 2019’da göreve gelmesinin ardından kuruldu. İBB tarihinde bir ilk olan ÇEM’lerin sayısı, 5 yıl içerisinde sıfırdan 127’ye çıkarıldı. 127 noktada, 12 bin 696 kapasiteyle hizmet veren ÇEM’ler, son dönemde iktidara yakın medya tarafından hedef tahtasına konuldu. İBB Başkan Vekili Nuri Aslan yaşandığı iddia edilen olayla ilgili yanıtlarını, canlı yayında kamuoyu ile paylaştı.
ASLAN: YAPTIĞIMIZ EN İYİ, EN BEĞENİLEN İŞLERİN BAŞINDA YUVAMIZ İSTANBUL GELİYOR
Yuvamın İstanbul ÇEM’lerin toplumsal ve ekonomik sorunlardan kaynaklı olarak hizmete alındığının altını çizen Aslan, özetle şunları söyledi:
“Bizim yaptığımız en iyi, en beğenilen işlerin başında Yuvamız İstanbul geliyor. Böyle bir kara propagandayı yapanlar hiç mi düşünmüyor; merkezlerimiz olmasa evlatlarımız ne yapacak?
Ailelerimiz ne yapacak? Çok şükür ki ailelerimiz de bizim hizmetlerimizi çok iyi tanıyor. Bizleri çok iyi biliyor. Ekranları başında çok sayıda hanımefendi de var. Özellikle çocuğu olanlar beni daha iyi anlayacaktır. Bugün bir özel merkeze çocuğunuzu göndermek isteseniz dünyanın parası. Anne-babadan uzak gurbetteyseniz, çocuğunuzu bırakacak uygun fiyatlı bir yer lazım. Bu, sadece günü kurtarmak için lazım değil. Zenginin çocuğu özel merkezlerde bir sürü etkinliğe katılıyor, garibanın çocuğu geri kalıyor. Okula başlayınca rekabet edemiyor. Şimdi biz; dar gelirli, orta gelirli ailelerimizin evlatlarına da bolca oyun oynayacakları imkân sağlıyoruz. Fırsatta eşitliyoruz, imkânda eşitliyoruz. Yani bu merkezlerin arkasında bir fikir var. Bu fikir ne siyaset ne ticaret. Bu fikir, Türkiye Cumhuriyeti'nin de kurucusu olan Gazi Mustafa Kemal'in bize emanet ettiği cumhuriyettir. Çünkü Cumhuriyet demek, zenginle fakirin çocuğunu eşitlemek demektir. Biz merkezlerimize bu gözle bakıyoruz, sizden de ricam böyle bakmanız. Yani bu merkezleri hedef aldığınızda, burada dar gelirli vatandaşın elindeki hizmeti hedef almış oluyorsunuz.”
“KAMUOYUNUN AKLINDA TEK BİR ŞÜPHE KALMASINI İSTEMİYORUZ”
“Tartışma yaratan gündemle de ilgili olarak… Biz kurumumuzdaki tüm personelimize, yol arkadaşlarımıza, çalışma arkadaşlarımıza güveniyoruz. Ama yine de kamuoyunun aklında tek bir şüphe kalmasını istemiyoruz. Biz, şeffaf olmayı ilke edindik. O yüzden bu süreçte de daima olan biteni Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na (KVKK) uygun oranda belgeleri ve görüntüleri ile kamuoyuyla paylaştık. Görüntülerin tamamını da adli makamlarla paylaştık. Bakın bu konu ne zamandır gündemde? Üç-dört gündür değil mi? Biz ne zaman tutanak tutmuşuz? 2 Aralık’ta. Yani burada bir durum var, araştırmak gerekir diye ilk harekete geçen biziz. Tutanağı tutan biziz. Aileye bilgi veren biziz. Adli makamlara olayı taşıyan yine biziz. Yani öyle denetimden kaçmak bir yana, bizzat denetimi yapıp, aksiyona geçen biziz. Peki bu basın açıklamasını neden şimdi yapıyoruz? Konuda bahsi geçen evladımızı düşünerek, büyük bir titizlikle bir süreç yürüttük ve yürütmeye devam ediyoruz. Tüm kamu kurumlarımızla iş birliği halindeyiz. Bütün isteğimiz, çocuğumuzu da etkilemeyecek biçimde bu olayın sonuçlandırılmasıydı.”
“DOĞRULARI ANLATMAK İÇİN BURADAYIZ”
“Ne yazık ki süreç günlerdir başka bir boyuta taşındı. Bu nedenle doğruları anlatmak için buradayız. Bakın; burada bize büyük bir haksızlık yapılıyor. Bizi geçtim, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne kurum olarak haksızlık yapılıyor. Asıl haksızlık, çocuğunu buraya güvenle bırakan anneye yapılıyor. Asıl haksızlık, buradan hizmet alan çocuklarımıza yapılıyor. Asıl haksızlık, garibana yapılıyor, ihtiyaç sahibine yapılıyor. Biz, başka ülkenin belediyesi değiliz, Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet kurumuyuz. Yuvamız İstanbullar bize değil, vatandaşa ait. Tapusu da İstanbullulara ait. Biz gideriz, başkası gelir, İstanbul Büyükşehir Belediyesi kalır. Siyaset için devleti yıpratmak, bizlere yakışmaz. Benim şahsıma iftira atılsa, belki sineye çekerim, ‘siyasettir’ der geçerim. Ama devletin kurumuna iftira atılırsa, orada kurumun ve canını dişine takarak çalışan arkadaşlarımın itibarını korumak benim görevim.”

“BİR ÇOCUĞUMUZUN DAHİ KILINA ZARAR GELMESİNE İZİN VERMEYİZ”
“Ayrıca, Sayın Aile Bakanımızın açıklamalarını gördüm. Kendisi bir anne olarak konuya hassas yaklaşıyor ama bu konuda doğru bilgilendirilmemiş olabilir, merkezlerimizi iyi tanımıyor olabilir. Bu merkezlerimizin mimarı Ekrem Başkanımız bir baba. Üç evladı var. Ben de bir babayım, benim de üç evladım var. Buradan bir baba olarak çağrı yapıyorum: Siyasi kimliklerimizi kenara bırakalım… Mahinur Hanım’ı davet ediyorum. Gelsin, anne-baba gözüyle merkezlerimizi beraber gezelim. Oradaki denetimi, hizmeti ve güven ortamını bakanımız kendi gözleriyle görsün isterim. Ve altını çizerek söylemek isterim ki: Bir çocuğumuzun dahi kılına zarar gelmesine izin vermeyiz. Bir çocuğumuzun dahi kılına zarar getirenin de karşısında önce biz dururuz. Son olarak şunu belirtmek isterim ki; bugün merkezlerimizin Türkiye’ye, New York’a ve dünyanın diğer kentlerine ilham kaynağı olması bizim için en büyük mutluluktur. Biz hizmette yarışmayı, iyiliği büyütmeyi yolumuz bildik. Ne olursa olsun, ne yaşarsak yaşayalım asla iyi olmaktan, iyilik için mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz.”




