Kent konseyleri, 5393 sayılı Belediye Kanunu ve ilgili yönetmeliklerle yerel demokrasiyi güçlendirmek ve vatandaşların, meslek odalarının ve sivil toplum kuruluşlarının karar alma süreçlerine katılımını sağlamak amacıyla kurulmuştur. Mevzuat, kent konseylerinin çoğulcu, kapsayıcı ve şeffaf bir yapıda faaliyet göstermesini öngörür. Amaç, belediye politikalarının belirlenmesinde halkın sesini duyurmak ve farklı kesimlerin karar alma süreçlerine etkin şekilde katılımını sağlamaktır.
“KENT KONSEYİ DOĞRU BİR RUHLA İCRA EDİLMELİ”
Ancak Küçükçekmece’de kent konseyinin işleyişi, mevzuatta öngörülen bu amaçlardan uzak bir tablo sergiliyor. Kent Konseyi’nin yürütme kurulu ve komisyon başkanlıkları, zaten belediye meclisinde temsil edilen siyasi partilerin, meclis üyeleri, ilçe yönetici ve temsilcilerinden oluşuyor.
Tüm İş İnsanları ve Sanayiciler Derneği Başkanı Tanju Özışık, durumu şöyle özetliyor:
“Kent Konseyi teoride yerel temsili güçlendirmek için oluşturulmuş bir platform. Ama pratikte ne siyasi partiler kapısını açıyor, ne muhtarlar ziyaret ediliyor, ne meslek odaları ve sivil toplum kuruluşları sürece dahil ediliyor. İş insanları ve dernekler de sürecin dışında bırakılmış durumda.”
Özışık, Küçükçekmece’deki bu durumun yerel demokrasinin işleyişine ciddi zarar verdiğini vurguluyor ve kent konseylerinin “doğru bir ruhla icra edilmediğini” belirtiyor:
“Doğru bir ruhla icra edilmeyen, sakat bir yapı ortaya çıkıyor. Kent konseyleri, tüm kesimlerin temsil edildiği, fikirlerin özgürce paylaşıldığı ve kent için çözüm üretildiği platformlar olmalı. CHP, AK Parti ve MHP ağırlıklı bir konsey var. Bu görevler de bulunanların çoğu meclis üyesi değilse bile bir önceki dönemde meclis üyesiydiler. Tamamen kontrollü bir kent konseyi var. ”
“ESENYURT KENT KONSEYİNE SAYGI DUYUYORUM”
Özışık, sözlerine Esenyurt Kent Konseyi örneğini de ekledi. Esenyurt’ta Kaymakamlık, kayyım belediye yönetimi ve İBB meclisi tarafından dev bir yeşil alan olan Recep Tayyip Erdoğan Parkı’na yapılmak istenen karakol binası planına karşı, Kent Konseyi ve 13 siyasi partinin direnç gösterme kararı aldığını hatırlattı.
“Ak Parti iktidarı ve CHP’nin İBB’deki karara desteğine rağmen, Esenyurt Kent Konseyi kent için mücadele ruhunu ortaya koydu. Doğru ya da yanlış, haklı ya da haksız olmasına bakmaksızın bu mücadeleye saygı duyuyorum. Kentine sahip çıkma ruhunu gösteriyorlar” dedi.
Özışık, bu örneği vererek, Kent Konseylerinin asli görevinin yalnızca protokol ve siyasi temsil ile sınırlı kalmaması gerektiğini vurguluyor: “Kent konseyleri, kentteki tüm aktörlerin görüşlerini almalı, karar alma süreçlerine geniş katılım sağlamalı ve yerel sorunlara çözüm önerileri üretmelidir.
“KENT KONSEYLERİNİN GÖREVİ YEREL DEMOKRASİYİ YAŞATMAK VE GÜÇLENDİRMEKTİR.”
Kent konseylerinin varlık nedeni, sadece bir belediye kurumu içinde siyasi temsilin sağlanması değil, yerel demokrasiyi yaşatmak ve güçlendirmektir. Mevzuat, kent konseylerini belediye ile vatandaş arasında bir köprü olarak tarif eder. Sivil toplum kuruluşlarının, meslek odalarının, iş insanlarının ve vatandaşların katılımıyla ortaya çıkan fikirler, hem belediye kararlarını zenginleştirir hem de kent yönetimine güveni artırır.
Küçükçekmece örneği, mevzuatın ruhunun uygulanmadığı bir vakayı gözler önüne seriyor. Öte yandan Esenyurt örneği, kent konseylerinin kent için mücadele etme, fikir beyan etme ve karar alma süreçlerini etkileme kapasitesine sahip olduğunu gösteriyor.”
“ÇOĞULCU, KAPSAYICI VE AKTİF BİR TEMSİL PLATFORMU OLMALI”
Tanju Özışık’ın değerlendirmesi, Küçükçekmece Kent Konseyi’nin siyasi ağırlıklı ve dar bir temsil ile sınırlı kaldığını, Esenyurt Kent Konseyi’nin ise katılımcı ve mücadeleci ruh sergileyerek kentine sahip çıktığını ortaya koyuyor. Yerel demokrasinin sağlıklı işlemesi için, kent konseylerinin çoğulcu, kapsayıcı ve aktif bir temsil platformu olması gerektiği bir kez daha görülüyor. TAYFUN ERCAN- KENT YAŞAM




