Bir siyasi hareketin gerçek kimliği, rahat günlerde söyledikleriyle değil, ülkenin kaderini etkileyecek kararların verildiği günlerde attığı adımlarla ortaya çıkar.
Hiç şüphe götürmez, İYİ PARTİ şu günlerde mecliste tarih yazıyor. Tek başına mücadele ediyor.
İktidarın Türkiye için ortaya koyduğu yeni siyasi modele karşı duran, bu modele destek vermeyen ve sürecin içerisinde yer almayan İYİ PARTİ, ZAFER PARTİ’si başta olmak üzere gerçek milliyetçi ruhu ile dik durabilen herkes tarih yazıyor. Bugün başta YENİ PARTİ olmak üzere bütün muhalefet partilerinin önünde ciddi bir tercih bulunmaktadır.
Bir tarafta iktidarla aynı doğrultuda ilerleyen bir siyasi süreç, diğer tarafta Cumhuriyet’in temel değerleri, vatanın bölünmez bütünlüğünü tehlikeye atacak bir çizgi…
Bu tercih, milyonlarca seçmenin dikkatle izlediği bir sınavdır. Sadece bu da değil, bu tercih memleketin istikbali doğrultusunda hayati bir karardır.
Atatürkçü, milliyetçi, sosyal demokrat ve Cumhuriyet değerlerine bağlı seçmenler açısından mesele oldukça nettir. Türkiye’nin devlet yapısını değiştirebilecek adımlar atılırken muhalefetin nerede durduğu, özellikle 91 milletvekili ile yeni kurulmuş YENİ PARTİ’nin kararı belirleyici olacaktır. Bu karar eğer seçim olursa, ki gidişat pekte olacağını göstermiyor, oylar asla Yeni Parti kanalına akmaz.
Zaten tüzük gereği liberal görüşte kendini sabitleniş olan Yeni Parti, kutuluşunda merkezde bir parti olmadığı için, iktidar olmayı düşünmesi bir hayalden öteye gitmez. Daha başlangıç aşamasında bu ilk sınavını HAYIR diyerek verebilecek mi? Göreceğiz.
Terör örgütü, bebek katilleri, PKK; Türkiye içerisindeki eski hareket alanını büyük ölçüde kaybetmişken, sınır ötesindeki askeri operasyonlarla da önemli ölçüde baskı altına alınmış durumda iken. Tam da böyle bir dönemde terörist başı Öcalan üzerinden yürütülen yeni siyasi arayışların gündeme gelmesi enteresandır.
Mesele yalnızca bir yasa teklifinden ibaret değil. Asıl mesele, önümüzdeki dönemde Türkiye’nin nasıl bir devlet yapısına doğru ilerleyeceği ve bu değişimin hangi siyasi hesaplarla gerçekleştirileceğidir. Bugün dünyada başkanlık sistemi ile yönetilen devletlerde hiç kimse kendi adına özerklik talep edemez. Bunu talep etmek; adına barış süreci, çözüm süreci, çerçeve yasa, silah bırakma, eşit yurttaşlık vs. vs. vs. ne derseniz deyin, bunun adı minareyi çalan kılıfını uyduruyor demektir.
Türkiye’nin üniter devlet yapısı, Milli egemenlik ve Anayasa’nın temel ilkeleri, ülkenin bölünmez bütünlüğü, Cumhuriyet’in kuruluş felsefesidir.
Atatürk Cumhuriyeti’ni savunduğunu söyleyen bir siyasi hareketin, devletin temel yapısına ilişkin böylesine kritik tartışmalarda hangi yöne evrileceği önemlidir. Bütün muhalefet partilerinin ÇERÇEVE YASAYA HAYIR DEMESİ ÖNEMLİDİR.
Muhalefet olmak, iktidarın her politikasına otomatik olarak karşı çıkmak anlamına gelmez elbette; ancak iktidarın ülkenin geleceğini belirleyecek bir projesine destek verilmediği açıkça ifade edilmelidir.
Siyasi sorumluluk, yalnızca seçim meydanlarında verilen sözlerle ölçülmez. Asıl ölçü, herkesin birbirini izlediği kritik anlarda alınır. O an, mecliste görüşmelerin yapıldığı bu andır.