Alzheimer’ın nedenini bulduğunu iddia eden iki bilim adamı dünyanın en önemli tıbbi dergilerinden biri olan NATURE Dergisinde yayımlanan bir makaleyle gündeme gelmişler. 2006 yılında yayımlanan bu makalede; Bilim adına büyük çığır açıldığı, dünyanın çaresiz kaldığı hastalık Alzheimer’a neden olan proteinin farklı bir versiyonunun bulunduğunu müjdelemişler.
Amiloid Beta 56 olarak adlandırılan yeni proteinin buluşu ile hastalığın sebebinin kaynağı netleştirilmiş. Protein Amiloid Beta 56, araştırmalarının yer aldığı ayrıntılı çalışmaları, dergi detaylı olarak yayımlamış. Dünya çapında bu dergideki buluşlar, yayımlanan makaleler diğer araştırmalara ışık tutmuş, delil olarak kabul edilmiş.
Bu araştırma ve yayımlardan sonra Alzheimer hastalığının tedavisine yön vermiş. Yayımlanan bu yazı üzerinde dünyada 2300’den fazla atıf yapılış. Yani bu yayın örnek teşkil etmiş ve binlerce makale yazılmış.
Proteinlerin beyin hücrelerinde yer ettiği görülmüş ve çalışmalar ilaç sektörü ile bağlantılı devam etmiş. 2006 yılında Amerikalı bilim adamlarının biz bulduk diyerek yayımladıkları bilgide, hem Amiloid Beta 56’yı bulduklarını hem de bunu bulabilmek için geliştirilmiş biokimyasal metodu da kendilerinin ürettiğini iddia etmişler. Yöntemi fareler üzerinde de denemişler ve çıkan sonuçları mikroskop fotoğrafları ile ispatlayarak hastalık için umut olmuşlar. Fakat maddeler halinde olayı tekrar yazacağım, bakalım size neyi çağrıştıracak…
1-) Hastalığın sebebini bulduklarını iddia ettiler ve daha önce hiç bulunmamış bir protein dediler.
2-) Bu proteini onlardan başka tespit eden yok ve insanoğlu bu hastalık karşısında çaresiz.
3-) Tespit edebilmek için gereken kimyasal metodu da onlar geliştirmiş.
4-) Mikroskop görüntüleri ile de bunu geliştirdiklerini ispat etmişler. Tıpkı Covid salgınında olduğu gibi bu benzer çalışmalardan sonra yıllarca bize istediklerini yaptılar.
Arkasından bu yayın bir çığır açmış ve yayınlara giden finansal kollar da bu çalışmalar üzerine destek sağlamış.
Yani bilim insanları Amiloid Beta 56 üzerine çalışmak isterlerse finansal kaynak ya da fon bulabilmişler.
Bunun haricinde bir çalışma yapmak isterlerse destek bulamamışlar. Mesela bir Dr. Alzheimer‘ın diyabetle ilgisi var demiş ve bu hususta çalışma yapamamış. Alzheimer‘ın inflamasyonla ilgisi var ve bu hususta çalışma yapmak istiyoruz diyen olmuş ve onlar da desteklememişler. Başka bir çalışma dalına asla izin verilmemiş. Bütün bir dünya Alzheimer‘ın sadece Amiloid Beta 56 proteinin yok edilmesi hususunda çalışmalar yapmış. Kimse şüpheye düşmemiş, ilaç firmaları bu proteini göremeyen başka da kimsenin farklı bir şeklini iddia edemediği beta 56 proteinini yok etmek için türevlerini geliştirmiş. İlaçları denemişler bu ilaçlar piyasaya çıkmış ve yüz binlerce Alzheimer hastası kullanmış. Kimse iyileşememiş bütün hastalar daha da kötüye gitmiş hem hastalar hem aileleri korkunç sondan kaçamamış.
2022 yılına kadar aynı tedavi devam etmiş. (Halen de aynı ilaçlar ve türevleri kullanılıyor.)
Yine bir Amerikalı nörolog bu ilaçları veriyoruz fakat hastalarda en ufak bir değişiklik olmuyor tezi ile merak ederek konuyu araştırmaya almış. Neden sürekli Amiloid Beta 56 üzerinde takılı duruyoruz diyerek kök hücreye kadar incelemiş. Amiloid Beta 56 diye bir proteini bulamamış. Nörolog bu sefer şüphelerini doğrulamak adına, 2006 yılında dergide yayınlanan çalışma fotoğraflarının asıllarını inceletme kararı almış ve fotoğraf sahteciliği hususunda iki akademisyene çalışmaların görüntülerini vermiş. Bu iki akademisyenden aynı cevap gelmiş. Alzheimer‘ın bulunduğu iddia ettikleri araştırma fotoğraflarının ‘photoshop’ olduğu kanıtlanmış. Adamlar böyle bir görüntü falan bulamamışlar. Mikroskop altında gözüken görüntüler tamamen sahteymiş. Bunun üzerine çalışma derinlemesine incelendiğinde aslında bu iki bilim adamının tamamen yalan bir çalışmayı öne sürdüğü 2006 yılından bu zamana Amiloid Beta 56 diye bir protein bulmadıklarını, bunu uydurduklarını, bunu tespit etmek için de ürettiklerini iddia ettikleri biyokimyasal yöntemlerin de tamamen yalan olduğunu kanıtlamışlar.
Onlarca yıldır hastaların ve yakınlarının çektiği çilelerin boşa çıktığını, kullanılan ilaçların boşa içildiğini, milyonlarca dolarlık araştırmalara sağlanan kaynakların da boşa verildiğini ispat etmişler.
Kanıta dayalı tıp fakat koskocaman bir yalan.
Şimdi sadece Alzheimer hastaları için değil, diğer bütün hastalıklar için uygulanan tedavi ve ilaçları sorgulayabilirsiniz.
Zira sahte kanıta dayalı bilim, insan hayatı ile dalga geçmeye devam ediyor…