“Ölüm Allah’ın emri, ayrılık olmasa”

Orhan Veli Kanık’ın dizeleri…

Bir eş gittiğinde giden sadece aynı evi paylaştığı kişi değildir. Bir ömürlük hikayedir giden. Bütün gülmelerinin yarısı da onunla gider. Sonra hatırlarsın saçma sapan şeylere dakikalarca neden güldüğünüzü…

Biz olan ne varsa ya toprağa teslim edersin ya da boşluğa… Her ikisi de ayrılıktır sonuçta. Bir teslimiyet sarar etrafını, bir kabulleniş susturur dudaklarını. Kocaman bir razı oluş sürükler seni yalnızlığa. Bütün kalabalıklar, bütün yanındaki insanlar ağızlarıyla da kuş tutsalar, dolduramazlar o boşluğu. Sadece razı olursun, hayatın akılına, o kadar…

Cebinde üç beş kuruş, ondan kalan paradır mutlaka.

Bir eş gidince geride kalan ölse de yaşasa da boğazında rızkı kalır.

Ekmek alır fırından çıtır çıtır taze taze… Torbasında sallayarak evine gider. O ekmeğin içinde, giden eşin parası vardır. Fakat lokması yoktur.

Beraber kurulacak sofralar, ertelenen geziler bir ara yaparız denilen hayaller, ardından edilen sessiz dualar kaybolur. Hepsi bir anda susar.

Bir eş gittiğinde ev değişir, odalar soğur. Raftaki fincanlar yerinde de olsa biri hep boştur. Kime yaparsan yap o kahveyi, o fincan onundur.

Sevdiği bardakta köşede durur. Tombul, ince kenarlı altına tabak koymadığı o koca bardağında eşi yoktur. Ne ona çay koyabilir, ne de atabilirsin. Kenarda öyle bekler kırılmayı beklesin. Dolaptaki eşyalarını yerine yastık yorgan konur evdeki izleri her gün biraz silinir gibi görünse de daha da çoğalır. Sanki asla veda etmez.

Bir eş gittiğinde kapıya ayakkabısı konur, insanın içinden bir adım hayatta, koşar adım yaşamakta dışarda kalır.

Bir eş gittiğinde ocakta yemek kaynamaz olur. Nice yemekler pişer, nice kalabalıklar olur sofralarda fakat o eşin tatsız tuzsuz pişirdiği yemeği yemek bir daha nasip olmaz.

Birlikte yaşlanmanın dünyanın en büyük şansı olduğunu, bu şansı kaybedenler bilir.

Bu yüzden eşinizi kaybetmediyseniz hala yanınızda ve sağ ise zaten biliyor demeyin şanslı olduğunu yüksek sesle seslenin.

Ömür çok kısa. Bir gün gelir o sesin yankısını duymak için umutla boşuna bekler durusunuz.

Bazen yarın dediğimiz şey hiçbir zaman gelmez ve geriye bir ömürlük keşke kalır.

Ne demiş Orhan Veli;

“Artık ne torbasında ekmek kırıntısı,

Ne matarasında dudaklarının izi,

Öyle bir rüzgâr ki,

Kendi gitti

İsmi bile kalmadı yadigâr.”