Siyaset dünyasından önemli isimlerle yaptığımız sohbetlerden yeni söyleşi programında gazeteci Celal Karaali’nin sorularını yanıtlayan Saadet Partisi Esenyurt İlçe Başkanı Kemal Aygün, Esenyurt’un kronikleşmiş sorunlarını, kayyum yönetiminde yaşanan rüşvet patlamasını ve mahalle mahalle yürüttüğü itiraz mücadelesini aktardı.

Aygün, Esenyurt’ta sadece bir siyasi partinin ilçe başkanı olarak değil, itiraz kültürünü sahaya taşıyan ve somut sonuçlar alan bir halk temsilcisi portresi çiziyor.

Kayyum Yardımcısındaki Milyon Dolarlar: "Yusuf'u Kuyuya Attılar Ama Çark Dönmeye Devam Ediyor"

Söyleşinin ilk gündem maddesi, Esenyurt Belediyesi'ne atanan kayyum Can Aksoy'un yardımcısı Yusuf Ulutaş'ın evinde milyonlarca dolar ve tutuklama ile sonuçlanan rüşvet operasyonu oldu. Olayın münferit bir durum olmadığını, köklü bir sistem sorunu olduğunu vurgulayan Kemal Aygün, şunları söyledi:

"Sadece bu operasyondan başlarsak eksik bir yerden başlamış oluruz. Türkiye genelinde öyle bir sistem kurgulanmış ki siyasetin tek amacı kasalara en hızlı şekilde para doldurmak haline gelmiş. Yusuf Ulutaş özelinde arkadaşların 10 yıl önceki paylaşımlarına bakıyorsunuz; sabah namazıyla güne başlayan, davası, misyonu olan bir genç. Ancak dâhil olduğu çark onu başka bir kişiye dönüştürdü. Sistemi değiştirmediğimiz sürece bu çark dönmeye devam edecek. Bir belediye başkan yardımcısının bu kadar büyük bir miktarı evinde toplaması, hatta para için ikinci bir ev kiralayıp oraya istiflemesi akıllara zarar bir durumdur."

Sürecin tek kişilik bir eylem olamayacağını belirten Aygün, siyaset mekanizmasının topluca bu sistemin parçası haline geldiğini savundu:

"Bu bir organizasyon işidir. Kimileri ses çıkarmayarak, kimileri muhalefet etmeyerek, kimileri yol açarak, kimileri de kasadaki paraya ortak olarak bu çarkın içerisinde. Yusuf Ulutaş'ın aldığı para, 30 yıldır Esenyurt'u soyup soğana çevirenlerin yanında 'az bir miktar' kalır. O insanları baş tacı etmeye devam ediyoruz. Şimdi Yusuf’u kuyuya attılar, sistemin içinden çıkardılar ama zincir bozulmadı. Zinciri kıracak bir siyasi ahlaka ihtiyacımız var."

Esenyurt’un Devasa Ekonomisi ve Rant Çarkı

Esenyurt'un Türkiye ekonomisinin %6-7'sini tek başına karşılayan devasa bir sanayi ve ticaret hacmine sahip olduğunu hatırlatan Aygün, ilçedeki imar ve altyapı çöküşünün arka planını şu sözlerle anlattı:

"Esenyurt 2009'da ilçe oldu. O günden bu yana her yeri bir inşaat mantığıyla, kasalara para doldurma hırsıyla betonlaştırdılar. Bugün mahallinde okulu olmayan, liseleri başka yerlere taşımak zorunda kaldığımız mahallelerimiz var. Elektrik trafosu koyacak yer dahi bırakmamışlar. Yeşil alan oranı kişi başına 15 metrekare olması gerekirken Esenyurt'ta 0,7 metrekareye düşmüş durumda. İbadet alanı bile bırakılmamış."

Parklar İşgal Altında: "30 Binlik Mahalleye 1 Kişilik Çiftlik Kurmuşlar"

Yerel yönetimlerin mevcut park alanlarını bile inşaata açtığını saha incelemeleriyle ortaya koyan Kemal Aygün, şahit olduğu çarpıcı bir örneği dile getirdi:


"Bir parkımızı ziyaret ettik. 30 bin nüfuslu bir mahalledeki küçücük parkın yarısını demir korkuluklarla bölüp özel bir vakfa tahsit etmişler. Adam içine tavuk çiftliği kurmuş, 10 tane araç çekip otopark yapmış, kendine yaşam alanı yaratmış. 30 bin insanı ise küçücük bir köşeye sıkıştırmışlar. Olası bir depremde insanları üst üste istifleseniz o parka sığdıramazsınız. Parka emniyet binası yapmak istediler, ona da karşı çıktık. Kamulaştıracak paranız fazlasıyla var, parayı gidin evlerinizdeki kasalardan çıkarın, kamulaştırma yapın."

Anayasa Mahkemesi Kararını Verdi: YENİ Parti İsmiyle Yola Devam Edecek!
Anayasa Mahkemesi Kararını Verdi: YENİ Parti İsmiyle Yola Devam Edecek!
İçeriği Görüntüle

"Bot İndirdiğimiz Okul Arazisini Çöpten Temizlettik"

Aygün, Esenyurt sokaklarında yürüttükleri etkili ve sonuç alan muhalefet tarzına ilişkin Balıkyolu ve Akevler mahallelerindeki örnekleri paylaştı:

"Balıkyolu Mahallesi'nde 10 yıldır temeli atılıp bırakılan bir okul arazisi vardı. Yağmurlarla yapay bir gölete dönmüştü. Biz 21. yüzyılda İstanbul'un ortasındaki o gölete bot indirdik, yüzdürdük. 'Bütçemiz yok' diyorlardı. Bütçeleri var ama şahsi konforlarına harcıyorlar. Çöp yığını haline gelen o araziyi itirazlarımız sonucu derinlemesine temizlettik, etrafını güvenlik panelleriyle kapattırdık. Akevler'deki kapalı semt pazarında cami tuvaletlerinden tezgahların üzerine su akıyordu. Gündeme getirdik ve o sorunu da çözdürdük. Biz doğruyu alkışlayan, yanlışa gür sesle itiraz eden bir kültür oluşturmaya çalışıyoruz."

Gökdelenler İçin Yönü Değişen, Okulun Üzerinden Geçen Yüksek Gerilim Hatları

Esenyurt Selahaddin Eyyubi Mahallesi'nde 2020 yılından bu yana eğitim veren okulun durumunu kamuoyunun gündemine taşıyan Aygün, rant ile insan sağlığı arasındaki tezatı şu sözlerle ifade etti:

"Selahaddin Eyyubi Mahallesi'ndeki okulumuzun tam üzerinden devasa yüksek gerilim hatları geçiyor. Yapılırken 'çözeriz' dediler ama çözmediler. Az ilerideki gökdelenlerin önünü açmak için yüksek gerilim hattına 'U' çizdirip yönünü değiştirmişler. O hatların devasa direk pabuçlarını da insanların yürüdüğü parkın içine dikmişler. Gökdelen için hattın yönünü değiştiren güç, okulun üzerindeki telleri kaldırmıyor. 'Sınıflar 40-45 kişi' diye beni eleştiriyorlar. Bu çocukları yüksek gerilim hattı altında okutmanın sorumlusu ben değilim; kamu arazilerini peşkeş çeken yöneticilerdir."

"Fark Etmez Yine Geliriz" İtirafı

Esenyurt’taki kayyum atamaları ve demokrasi krizine değinen Aygün, eski kayyum Can Aksoy ile aralarında geçen dikkat çekici bir diyaloğu aktardı:


"Can Aksoy ilk geldiğinde kendisini ziyaret ettim. 'Buraya kayyum olarak geldiniz. Yarın sandık geldiğinde bu hamle nedeniyle iktidarın Esenyurt'u kazanamayacağını düşünüyor musunuz?' diye sordum. Bana son derece enteresan bir şekilde 'Fark etmez, yine geliriz' cevabını verdi. Yani sandık koyulsun veya konulmasın, halk kimi seçerse seçsin 'Yine geliriz' diyerek sandığı yok sayan bir zihniyet var. Yolsuzluk varsa, sandığı yeniden halkın önüne getirin, kararı Esenyurt halkı versin."

"Biz Mücadeleye Devam Edeceğiz, Mutlaka Biz Kazanacağız"

Toplumda oluşan umutsuzluk havasının yolsuzluk yapanların en büyük silahı olduğunu vurgulayan Saadet Partisi Esenyurt İlçe Başkanı Kemal Aygün, konuşmasını şu umut dolu mesajla tamamladı:

"Sistem mutlaka değişecek. Ancak isimlere takılırsak konuyu kaçırırız. Bu mesele sadece parti meselesi değil, vicdan sahibi insanların olaya el koyma meselesidir. Kuryenin kaza yaptığı yerde sağlığını değil, 'Yemek zamanında yetişecek mi?' diye soran sömürü düzenine karşı insanca yaşamı savunmak zorundayız. Umutsuzluğa kapılmayacağız. Her Köroğlu'na bir Kiziroğlu çıkacaktır. Bütün siyasi partilerdeki vicdanlı insanlarla bu mücadeleyi sürdüreceğiz ve mutlaka biz kazanacağız."

Fazıl Anıl Kılıçlı