Iğdır Lisesi'nin: "1966-1967 Öğretim yılında açılacak" haberi geldiğinde, Kars Alpaslan Lisesi'nde (1965-1966 Öğretim Dönemi'nde) okuyan bizleri, ögretim yılı sonuna doğru oldukça sevindirmişti.

Bu sevinç, sınıfta çakıp, Iğdır'da okumayı kafaya koyan biz Iğdırlı öğrencilerin tam da istediği gibi sonuçlandı.

Evet, sınıfta çaktık ve de Iğdır'da yeni açılan Iğdır Lisesi'nin ilk öğrencileri olduk. Çift dikişli ilk ögrenciler...

Yıl 1966, Iğdır Lisesi bizlerle eğitim ve öğretim hayatına başladı.

Yazımın derinliğine ilerlemeden: Iğdır Lisesi'nin açılışından günümüze kadar, Türk Milli Eğitimi'ne emeği geçen: Iğdır Lisesi'nin İdari ve Öğretim Kadrosuyla...

Diğer Görevlerde Bulunanları: Saygı, özlem ve de onurla andığımızı belirtelim. Aramızdan ayrılanlara Allah Rahmet Eylesin. Yaşayanlar da daha çok ve de sağlıklı yaşasınlar...

Bizimle açılan Iğdır Lisesi'nin günümüze kadar tüm öğrencilerini de: Saygı, Sevgi ve Özlemle anıyor, aramızdan ayrılanlara Allah'tan rahmet, yaşayanlara da can sağlığı ve de hayatta başarılar diliyorum.

1966 yılında eğitime başlayan Iğdır Lisesi'nde 4 sınıf vardı: 4A, 4B, 4C VE 4D Sınıfları...

Bizim 4D sınıfı, genellikle Kars Alpaslan Lisesi'nden gelen çift dikişli arkadaşların olduğu, nam-ı diğer: HABABAM SINIFIYDI.

ŞİMDİ GELELİM YENİ AÇILAN IĞDIR LİSESİ'NİN İLKLERİNE: Evet, eksi-1 katta bulunan salonda sahneye koyduğumuz İlk piyesimiz: Namık Kemal'in ünlü eseri, VATAN YAHUT SİLİSTRE oldu.

İkinci piyesimiz de Cevat Fehmi Başkut'un eğitim hayatına damağa vuran eseri, PAYDOS oldu.

Elbette ki, bu etkinlikler sürerken: Hem Iğdır Lisesi'nin ilk BANDO TAKIMI hem de ilk FOLKLOR ekibi kuruldu.

Yeni açılan Iğdır Lisesi'nin ilk sosyal ve sportif etkinliklerine emeği geçenlerin adını buraya yazmayı çok isterdim elbette. Ancak o kadar ismi, hem yazmak uzun sürer hem de unutulan olursa üzülürüz elbette.

Gerçek şu ki, bu arkadaşlarımızın çok özverili ve çok saygın katkıları oldu Lisemize.

60 yılın su gibi akıp giden hüzünlü sürecini duygu dolu yazarken:

Özellikle bugünkü siyasal arenada, acımasızca yaşanan haksızlıkları ve devletin gücüyle bir siyasi intikam hesaplaşmasını hayret ve ibretle izliyoruz; çünkü ne insanlığa sığar ne de milli birlik ve beraberlik ruhuna sığar böylesine mağduriyet yaratan görüntüler...

Sahi, bir siyasal çıkar uğruna değer mi hiç?

Kendisine "YERLİ VE MİLLİ" diyen herkesin, küresel ve de bölgesel gelişmelere bakarak, ülkenin geleceğini iyi düşünmesi lazım iyi... Böylesine kavga üreten bir siyasetle, ne adalete ne de kalkınmaya ulaşılır biline... Iğdır Lisesi'nin ilk açılışında bir başka ilk etkinliğimiz de: "Türkiye'nin kalkınmasına, "KÖYDEN Mİ, ŞEHİRDEN Mİ BAŞLAMALI" diye bir MÜNAZARA yarışmasının yapılmasıydı.

Dahası, demokrasinin her yönüyle rafa kalktığı bugünkü Türkiye'nin her alanda nasıl çıkmaza girdiğini dünya biliyor.

Oysa 60 Yıl önce açılan Iğdır Lisesi'nin ilk yıllarında; Demokrasiyi biz öğrencilere pratiğini yaşatarak öğrettiler. Çünkü o yıllarda, öğrenciler olarak hakkımızı arayan bir ÖĞRENCİ BAŞKANI seçiyorduk. Hem de öğrencilerin sorunlarını, taleplerini ve de haklarını idare ile sürekli görüşerek çözmeye çalışın bir seçilmiş Demokrat Ögrenci Başkanımız vardı.

Ulusal Bayramlar ve Iğdır'ın Kurtuluşu yıl dönümünün, bizim Lise'nin öncü etkinlikleriyle kutlandığını da övünerek belirtelim.

Ayrıca Lisemizde oldukça çalışkan ve de başarılı arkadaşlar vardı.

Liseler arası bilgi yarışması'na katılan Lisemiz, Erzurum Radyosu tarafından yapılan yayınla adını ülkeye duyurmuştu.

Mezunlarımız genellikle yüksek öğrenimli olarak, her alanda ülkemize fayda sağlamıştır.

Biz öğrencilerin en büyük eğlence kaynağı, o günlerde Iğdır’da bulunan ARAS VE DOĞU sinemalarıydı. İzleyeceğimiz filmlerde önceliğimiz: "Acaba kaç yerde dövüş var?" üzerineydi.

Çok güzeldi o günler... Çünkü Iğdır, çok doğaldı o günlerde çok... Ne apartman apartman bir beton sevdası vardı. Ne de bağ bahçe ve tarlasında, ürettiğini tarlada çürümeye terk eden üreticiler vardı. Ayrıca Hayvan yetiştiricileri de emeğinin karşılığını alıyordu.

Bu yüzden, kendine yeten bir Iğdır, kendine yeten bir Türkiye vardı o 1960'lı yıllarda...

Çünkü Türkiye her alanda bir plan ve program üzerinden yönetiliyor, devletin ortaya koyduğu tüm rakamlar, bir büyük güvenle etkili oluyordu.

Iğdır Ovası, bölgemize ve de ülkemize tüm ürettikleriyle katkı sağlıyordu o yıllarda... Kimi şehirlerde şeker pancarı fabrikalarının, kimi şehirlerde de pamuklu üretim fabrikalarının ham madde merkeziydi Iğdır.

Şu bir gerçek ki, bir ülkenin Genel Ekonomisi Eğitim hayatını oldukça yakından ilgilendirir. Demokrasi ve Yargısını bile yakından ilgilendirir.

Bundan ötürü eski eğitimden eser kalmadığı gibi...

Bugün her ilde açılan üniversitelerde, ne yazık ki, her yönüyle tartışılan bir kalite ve seviye sorunu vardır.

Bizim ilk öğrencisi olduğumuz: IĞDIR LİSESİ'NİN BİNASI YIKILIRKEN, ORADAN YÜKSELEN KALİTEYİ VE SEVİYEYİ 60 YIL SONRA ONUR VE GURURLA HAYKIRIYORUZ!

ÇÜNKÜ BU GERÇEK ASLA YIKILMAYACAKTIR!

TÜM ÖĞRETENLERİ VE TÜM ÖĞRENCİLERİYLE IĞDIR LİSESİ'NDEN GEÇENLERE SELAM OLSUN.