Güncel olup gündemin göbeğinden haykıran sorulara devam...

Çünkü böyle giderse: "İMDAAAT!.." Diye başlayan, nice başlıklarla yazacağız herhalde.

Yalan mı? Yanlış mı? Türkiye Türkiye'ye karşı değil midir?

Her alanda ve her organize işlerde bir siyasal kin ve intikam hesaplaşması yok mudur?

Bir siyasal saltanat uğruna; sadece "SİZ-BİZ" kulvarında, yargı üzerinden yurttaşlık hukukuna yakışmayan bir hesaplaşma yaşanmıyor mu?

Türkiye âdeta öz içinde ilan edilmemiş bir demokrasi ve siyasal savaş süreci yaşamıyor mu?

Bir yanda, devletle adaletin gücüyle muhalif olanları zindana yollama uğraşı var...

Öte yanda da millete sığınarak demokratik haklar üzerinden yasal çerçevede varlığını ayakta tutma gayreti gösteren, muhalif siyasi partiler var...

Yaşanan bu utanç sahneleri yüzünden: Hem milletin açlık ve yoksulluk sorunları hak ettiği gündeme oturmuyor.

Hem de özgürlükler ve adalet üzerinden zindanlarda mağdur olan suçsuz günahsız yurttaşların haklı feryatları gereken ilgiyi görmüyor.

Kısacası, Türkiye bu haliyle savaş yaşamadığı halde, nice savaşan ülkelerden daha da zorda ve çıkmazda, daha da günden güne nice derin sorunların kucağına atılmakta değil midir? Demek ki iyi yönetilmiyor Türkiye...

Demek ki yanlış ve de yanlı yönetilerek: Sahada milletten uzaklaşıp, Saray'daki danışmanların iki dudağı arasından yanlış yönde kayıp gidiyor Türkiye...
Demokratik yoldan ülke yönetimini emanet ettiğimiz yöneten siyasetin yanlışları yüzünden; milletçe huzura ve refaha hasret kaldık.

Sahada yükselen sesler ya Saray'a ulaşmıyor, ya da ulaştığı halde milletin haklı istemleri pek de itibar görmüyor. Milletçe şaşkınız! "Ülkemizde neler oluyor böyle? Neden doğru ve iyi olanlar hedefe konarak mağdur ediliyor? Neden milletin karnını doyuracak iş ve aş işleri sürekli kötüye gidiyor?" Gibi haklı sorular uzayıp gidiyor elbette.

Yalan mı, yanlış mı?..

Gerçeklerimiz tam da böyledir böyle...
Gerisi, "DAM ÜSTÜNDE SAKSAĞAN..." Muhabbetidir o kadar.

15 TEMMUZ'UN ADALET SORULARI:

Sahi, devlet ve medyanın desteğiyle Cumhuriyet Ordusu'nun tepesine BALYOZ indirenler; vatansever Cumhuriyetçi üniformalı ve üniformasız yurttaşları nice içi boş ve gizli tanıklı iddialarla zindanlara atarak ailecek ve de çalışma hayatında en ağır
mağduriyetleri yaşatmadı mı? Yaşatanlar şu FETÖ terör ateşini devletin ve milletini başına tam da o günlerde bela etmedi mi?

Yani FETÖ kimlerin yüzünden ya da sayesinde: Ordudan, emniyet ve yargıya... Eğitimden ekonominin her alanına...

Velhasıl FETÖ belasını devleti ayakta tutan tüm birimlerin köşe başına kimlerin atadığını, ilgili merciler ile siyasal muhalifler kayıt altına almadı mı? Kimlerin bu FETÖ belasını besleyerek, 15 TEMMUZ 2016'daki Darbe kalkışmasına kadar; her istediğini vererek, aynı yolda beraber yürüdüğünü bu millet ne çabuk unuttu acaba?

Türk Adaleti tam da bu sorulara yanıt arıyor yanıt...

Türk Adaleti bu soruların muhataplarına ulaşmak için, elbette ki düğmeye basacak parmak ya da parmaklar arıyor elbette.

Böylece tüm gerçekler ortaya çıkmalı... Gerçek adalet de yerini bulmalı!..

Yerini bulmalı ki: Ne ABD, ne onun piyonu FETÖ... Ne de ABD Büyükelçisi BOP başı Tom Barrack gibi yurttan ve dünyadan hainler, bir daha bu ülkeyi karıştırmasın... Bir daha bu ülkede sözde dinci özde ABD tetikçileri:

BİR UTANÇ VE DE YÜZ KARASI OLAN, EMPERYALİST YAPIMI KANLI 15 TEMMUZLARA KALKIŞMASIN!