İngiliz ve ABD'nin "Böl - Parçala ve sömür" ayarlı Büyük Ortadoğu Projesi, (BOP) Türkiye'den sonra ayakta kalan Müslüman ülkelerden biri olan İran ile de kafayı iyice bozdu. İnşallah tam da orada kafaları kopar, böylece de Müslüman ülkeler zulüm ve esaretten kurtulur.

Müslümanları öldüren, ülkelerini böldüren, gelirlerine el koyup kanlarını emen, onları âdeta gün yüzüne hasret bırakanlara artık dur demenin zamanı geldi. Müslümanları uzaktan yöneten hayasız planları artık tamamen yakılmalıdır. Geçende Irak Merkez Bankası Başkanı Türkiye'ye geldiğinde, ABD yetkilileri tarafından edepsizce uyarılarak: "Eğer bize ters düşen ve de İran'ı destekleyen bir başbakanı Irak'ta göreve getirirseniz, sizin paranızı keseriz bilesiniz" gibi bir ahlaksız tehdit savurdular.

Neden?..

Çünkü 2003'te Irak'ı işgal eden ABD, o yıldan bu yana Irak'ın petrol gelirlerinin tamamını New York Merkez Bankası'nda topluyor. Irak Maliye Bakanlığı adına açılan bu hesapta toplanan paralar, her yıl ABD'nin tespit ettiği kadar Irak'a gönderiliyor. Bu paralar, ırak emekçilerinin maaşı ve genel ekonomi için kullanılan paralardır. Ne kadar aşağılayıcı ve utanç verici değil mı? Irak halkına ait paralara el koyan ABD, bu paraları adeta bir sadaka gibi Irak'a gönderiyor. Şimdi gel de bir Müslüman olarak isyan etme!..

Gel de: "ANAN ÖLSÜN MÜSLÜMAN SEN DE BİR GÜN GÖRMEDİN" deme..

Öldürülen, ülkesi bölünen ve kan gölüne dönen, yoksul bırakılıp süründürülenler kim? Elbette ki, Müslümanlar...

Yüzlerce yıl böyle geçti. İngilizler Müslüman ülkelerin nasıl yönetileceğini, kimler tarafından yönetileceğini sinsi sinsi planlayarak, ABD ile birlik olup devreye soktu. Hem de Müslümanları: demokrasi, adalet, özgürlük, bağımsızlık, bilimsel eğitim ve Laik yönetim başta olmak üzere, insan haklarına dair her alandan mahrum ederek nice utanılacak projelerle devreye soktular. İstedikleri dondurulmuş, göstermelik ve uzaktan kumandalı yönetimler tepede...

İngiliz ve ABD'nin ortak çıkarı ise Ortadoğu'nun her yerinde ve de en derinde...

Yarım asırdan bu yana bir de İSRAİL gibi bir maşaları var...

Bugünün Ortadoğu sancısı ve Müslümanların dinmeyen kara günler acısı tam da böyle başladı.

Ulu Önderimiz Atatürk'ün cephe cephe savaşarak kurduğu bağımsız Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile Özgür Türk Milletinin varlığını niye kabul etmeyerek, sürekli paralı ve maaşlı yobaz maşalarıyla karaladıklarını anlamak pek de zor olmasa gerek. Türkiye'yi: demokrasiden adaletten ve çağdaş bilime dayalı eğitimden neden uzaklaştırmak istedikleri de öyle...

Çünkü Türkiye Cumhuriyeti: İngiliz, ABD, İsrail ve Suudi'lerden oluşan PİS DÖRTLÜ'NÜN İŞİNE GELMİYOR.

Tam da bu yüzdendir ki, 76 yıllık çok partili sistemde, Cumhuriyet adına yolu çıkanların iktidara ulaşmalarını engelleyip, çağdaş mücadeleyle kazanılan Anayasa ve diğer mevzuatları da nice darbelerle yok ettiler... İşte bugünün çukura itilen demokrasisi, adaleti, eğitimi ve de emek dünyasını perişan eden ekonomisi, tüm utanç ve acınacak yanıyla ortada...

BU PİS DÖRTLÜ, TÜRKİYE'Yİ NEREDEYSE ORTADOĞU'YA AYAR MERKEZİ HALİNE GETİRDİ. İşlerine gelmeyen Müslüman ülkeleri, Türkiye'ye çağırıp silkeleyerek yol almaya başladılar... Aynen Irak'a yaptıkları gibi.

Bu günleri de gördük ya...

Ne diyelim? Sahi, bizim kendi halkına kahraman kesilen ve de her hafta bir yeni gündemle piyasaya çıkan siyasetçilerimiz nerede?

Bu ABD zalimliği ve zulmü karşısında neden susuyorlar acaba?

Eylemler tutarlı olmayınca; Mangalda kül bırakmayan söylemleri neylesin Müslümanlar...

Lafa gelince; dağlarca LAF LAF...

İç kavgaya, ayrışmaya, iftira ve kara çalmaya gelince; KANAL KANAL seçim adresli hiddet ve şiddetli nice çıkışlar var o kadar.

Ancak, yurtta ve dünyada acı gerçeklere gelince; ara ki bulasın... Bir bağımsızlık ve özgürlük uğruna nice savaşlarda şehitler vererek destan yazanların ülkesinde onur ve gurur içinde yaşarken, dönüp etrafımızda olanlara bakarak:

"ANAN ÖLSÜN MÜSLÜMAN SEN DE BİR GÜN GÖRMEDİN" demek. Çok zorumuza gidiyor çok...

Tarih boyunca ve günümüzde buna sebep olanlar utansın!

YETMEZ...

Elbette ki, tüm Müslümanlar da artık aklını başına alarak, nerede ve nasıl yanlış yaptıklarının tarihsel sürecini yargılasın ve de "BÖYLE GELMİŞ BÖYLE GİTMEMELİ" DESİNLER...