İklim değişiyor, felaketler kapıda, İstanbul depremi bekliyor;

CHP’li Meclis Üyesi Ümit Yurdakul Meclis Kürsüsünde Serzenişte Bulundu ve Yetkililere Seslendi: İklim değişiyor, felaketler kapıda, İstanbul depremi bekliyor; Ama İstanbul’da ormanlar yok ediliyor, ağaçlar kesiliyor, yeşil alanlar betonlaşıyor, önümüzdeki yıllarda deniz suları yükselecek ama denizlere dolgu yapılıyor, mezarlıklardan sonra tek yeşil alan olarak kalan askeri arazileri yapılaşmaya açılarak betonlaştırılıyor! Nereye Kadar! Tehlikenin farkında mısınız?

İklim değişiyor, felaketler kapıda, İstanbul depremi bekliyor;

İBB Meclisi CHP Üyesi Dr.Ümit Yurdakul Meclis toplantısında gerçekleştirdiği gündem dışı konuşmasında İklim Değişikliği konusuna değinerek İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin bir an önce “iklim değişikliği eylem planı” gündemi ile toplanmasını istedi. İBB Meclis Başkanı ve Meclis Üyelerine seslenen CHP’li Yurdakul, “Sayın başkanım, bu meclisi rutin yapılan işlerin yanında, daha önce deprem olgusunda yaptığımız gibi küresel iklim değişikliği ile ilgili faaliyet raporumuzda da yazan “iklim değişikliği eylem planı” için genel görüşmeye çağırıyorum.Henüz vakit varken torunlarımızın bize emaneti olan bu şehre borcumuzu ödeyelim” dedi. “Denizlerimizi dolduruyoruz; önümüzdeki yıllarda deniz suyunun yükseleceğini bile bile, bir deprem olayı yaşayacağımızı bile bile Yenikapı da, Maltepe’de İstanbul’u 2 km kare daha doldurup büyütüyoruz” sözlerine yer vererek serzenişte bulunan CHP İBB Meclis Üyesi Ümit Yurdakul İstanbul’un iklim değişikliğine neden olan durumları gözler önüne sererek şunları söyledi: “İstanbul’da kuzey ormanlarında ağaç kıyımı yapıyoruz. Araç yoğunluğunu artırarak eksoz gazını havaya salıyoruz. Denizimizi kirletiyoruz. Boğaziçi’nin iki yakasına 5 bin tekne için Kuruçeşme, Bebek, İstinye, Tarabya, Çengelköy, Anadoluhisarı, Paşabahçe, Beykoz, koylarına 11 marina inşa ediyoruz. Boğazdan yılda 50 bin gemi geçiyor. 10 bini tehlikeli kargo taşırken boğaz trafiğinin artmasını düşünmeden, denize yayılan kimyasallar, sintineler, tekne boyalarını düşünmeden denizimizi kirletiyoruz. Kurbağalı dereyi temizlerken Adaları kirletiyoruz. Denizleri dolduruyoruz. Üstelik önümüzdeki yıllarda deniz suyunun yükseleceğini bile bile, bir deprem olayı yaşayacağımızı bile bile Yenikapı da, Maltepe’de İstanbul’u 2 km kare daha doldurup büyütüyoruz. Yapılan bir araştırmaya (Climate News Network (İklim Haberleri Ağı) göre iklim değişikliği yüzünden yükselecek olan deniz suları, İstanbul da yılda 15 Milyar dolarlık hasar ortaya çıkarabilir. Hızımızı alamıyoruz şimdi Boğaziçi yasasına, kıyı kanununa aykırı olmasına rağmen Çubuklu, Kanlıca sahil yolunu genişletiyoruz. Mezarlıklardan sonra tek yeşil alan olarak kalan askeri arazileri imara, yapılaşmaya açıyoruz. Nereye kadar arkadaşlar 2016 yılı dünyanın en sıcak yılı olarak tarihe geçti bile. Ondan önce 2015 için söyleniyordu.Meteoroloji genel müdürlüğünün yayınladığı bir analizde 2016 Mart ayı ortalama sıcaklığı 7.1 derece iken 2017 ortalaması 8.8 derece olmuş. Tehlikenin farkında mısınız?”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Meclisi 2017 yılı Mayıs ayı Meclis toplantılarında Bağcılar Belediyesi ve İBB Meclisi CHP Üyesi Dr. Ümit Yurdakul’un “İklim değişikliği” konulu konuşma metni:

Sayın Başkan, değerli meclis üyeleri; İnsan topluluğunun başına gelebilecek en büyük felaket başa çıkamayacağı bir felakettir. Küresel ısınma, iklim değişikliği de insanın kendi felaketini hazırladığı önemli bir olgu olarak karşımızda durmaktadır. Sanayileşme ve doğal kaynakların kullanımıyla birlikte insanoğlu tarafından yapılan hatalar, dünyaya doğal felaketlerden daha büyük zararlar vermiştir. İklim değişikliği, fırtınalar, kasırgalar, mevsim normallerinin dışında seyreden hava sıcaklıkları ve küresel ısınma gibi olaylar gündelik hayatımızda etkisini giderek gösteriyor.

Küresel ısınma, nüfus artışı ve bulaşıcı hastalıklara dikkat çeken İngiliz fizikçi Stephen Hawking, insanlığın soyunu devam ettirebilmesi için 'İNSANLIĞIN 100 YILI KALDI' diyor ve bu 100 yıl içerisinde başka bir gezegende yaşanması gerektiğini belirtiyor. İklim değişikliğinin hızını yavaşlatabilmek için hükümetler, özel sektör, sivil toplum kuruluşları gibi toplumun birçok kesiminden insanlar farklı çalışmalar yürütüyor. Amaç hayatta kalmak.

Değerli arkadaşlar, 20.yüzyılın başından beri dünyada ortalama sıcaklık değerleri 1 derece artmış ve eğer 1 derece daha artarsa felaketlerin ne olabileceğini herkes konuşurken acaba biz bu tartışmanın neresindeyiz?  Küresel atmosfer sıcaklığının 2 derece daha artmaması için dün Paris’te, bugün Boon ‘da dünya ülkeleri toplanırken Türkiye’nin hazırlanan KYOTO protokolüne sadece imza verip kulağının üzerine yatması kabul edilemez. Peki neden? Olay, uluslararası iklim politikaları düzeyinde değerlendirilmesinin yanısıra yerelinde bir sorunu olarak karşımıza çıkıyor. Su kıtlığı, sıcak hava olaylarının yarattığı sağlık sorunları, taşkınlar kent yöneticilerini çözüm arama noktasında bırakıyor maalesef.

Değerli arkadaşlar, İklim sorunlarını kentlerden bağımsız düşünemeyiz. Kentlilik oranı arttıkça artık bu bizimde sorunumuz. Milli gelirlerin büyük çoğunluğunu kentler oluşturuyor. İnsan hareketliliğinin ve ekonomik hareketliliğin merkezi yine kentler. Dolayısıyla enerji tüketiminin büyük bir kısmıda kentte tüketiliyor. Sera gazı emisyonunun %70-75 inden kentler sorumlu. Yani hem sorunun kaynağı hem de kurbanı.

Küresel ısınma ve iklim değişikliğinin insan eliyle olduğunu söylemiştik. Bunun başında benzin, petrol kömür gibi fosil yakıtların fazlaca kullanılması geliyor. Kentlerde trafikten, her türlü aktiviteye ciddi oranda enerji tüketildiği için sera gazını da arttırmış oluyoruz. Ayrıca sıcak hava dalgalarının yoğunluğu, yapı stoğu ve blok yapılar, asfalt, beton gün boyu ısıyı emip yavaş geri bıraktığı için şehirler daha çok sıcak olup sağlık sorunlarını da beraber getiriyorlar. Aşırı yağışlar toprağa ulaşamadığı için yüzeysel akışkanlıkla taşmalara neden oluyor. Afetler oluyor, hava kirliliği ,su sıkıntısı dönüp dolaşıp kentleri vuruyor. Hele de çarpıksa. Burada bir de adaletsizlik var. Kentleri vururken düşük gelir grubundakileri vuruyor daha çok. Kaçabilecek yerleri olmayanları. Belki hatırlarsınız 2003 yılında yaşanan Avrupa sıcaklarında Fransa da 13 bin kişi ölmüştü. En büyük sorunları kaçabilecek yerleri ve paraları olmayışıydı.

Biz ne yapıyoruz peki? Türkiye, kömüre yaptığı yatırım ile kendi ekonomisini ve yurttaşlarının sağlığını tehlikeye atan ender ülkelerden biri. Çin, Hindistan ve diğer büyük ekonomiler, istihdam yarattığı ve refaha katkı sağladığı için güneş ve rüzgara yönelirken, ülkemizdeki karar vericilerinin, Türkiye’nin bu konuda geri kalmasına neden izin verdiğini anlamak mümkün değil.

İstanbul’da kuzey ormanlarında ağaç kıyımı yapıyoruz. Araç yoğunluğunu artırarak eksoz gazını havaya salıyoruz. Denizimizi kirletiyoruz. Boğaziçi’nin iki yakasına 5 bin tekne için Kuruçeşme, Bebek, İstinye, Tarabya, Çengelköy, Anadoluhisarı, Paşabahçe, Beykoz, koylarına 11 marina inşa ediyoruz. Boğazdan yılda 50 bin gemi geçiyor. 10 bini tehlikeli kargo taşırken boğaz trafiğinin artmasını düşünmeden, denize yayılan kimyasallar, sintineler, tekne boyalarını düşünmeden denizimizi kirletiyoruz. Kurbağalı dereyi temizlerken Adaları kirletiyoruz.

Denizleri dolduruyoruz. Üstelik önümüzdeki yıllarda deniz suyunun yükseleceğini bile bile, bir deprem olayı yaşayacağımızı bile bile Yenikapı da, Maltepe’de İstanbul’u 2 km kare daha doldurup büyütüyoruz. Yapılan bir araştırmaya (Climate News Network (İklim Haberleri Ağı) göre iklim değişikliği yüzünden yükselecek olan deniz suları,  İstanbul da yılda 15 Milyar dolarlık hasar ortaya çıkarabilir. Hızımızı alamıyoruz şimdi Boğaziçi yasasına, kıyı kanununa aykırı olmasına rağmen Çubuklu, Kanlıca sahil yolunu genişletiyoruz. Mezarlıklardan sonra tek yeşil alan olarak kalan askeri arazileri imara, yapılaşmaya açıyoruz.

Nereye kadar arkadaşlar 2016 yılı dünyanın en sıcak yılı olarak tarihe geçti bile. Ondan önce 2015 için söyleniyordu. Meteoroloji genel müdürlüğünün yayınladığı bir analizde 2016 Mart ayı ortalama sıcaklığı 7.1 derece iken 2017 ortalaması 8.8 derece olmuş. Tehlikenin farkında mısınız?

Küresel iklim değişikliği çağımızın en önemli hastalığı oldu. Bir şeyler yapmalıyız. Kabaca bir araştırma yaptım Gaziantep ve Bursa nın çevre bakanlığı ile birlikte kent eylem planı yaptığını gördüm. Bu şehirlere baktığımızda hava kirliliğinin en fazla olduğu iller arasında olduğunu ve bunu mecburen yaptıklarını görüyorsunuz. Artvin ve Tunceli’nin dışında havası temiz ilimiz neredeyse yok arkadaşlar.

Sayın başkanım, Bu meclisi rutin yapılan işlerin yanında, daha önce deprem olgusunda yaptığımız gibi Küresel iklim değişikliği ile ilgilifaaliyet raporumuzda da yazan “iklim değişikliği eylem planı” için bir genel görüşmeye çağırıyorum. Henüz vakit varken torunlarımızın bize emaneti olan bu şehre borcumuzu ödeyelim. Saygılar sunuyorum...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner258

banner257

banner241

banner245

banner183