RABBİM DE MİLLETİM DE BİZİ AFFETSİN

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçmişte Allah dedikleri için müsamaha gösterdikleri FETÖ’cülerle ilgili şüphe döneminin bittiğini, mücadele döneminin başladığını belirterek, “Şu saatten sonra, Pensilvanya’daki şarlatanın, terörist başının hezeyanlarına kulak vermeye devam eden herkes başına gelecekleri peşinen kabul etmiş demektir” dedi. Erdoğan, bu örgütün gerçek yüzünü çok daha önceden ortaya dökemedikleri için üzüntüsünü ifade ederek “Rabbim de milletim de bizi affetsin” diye konuştu.

RABBİM DE MİLLETİM DE BİZİ AFFETSİN
 Erdoğan, “15 Temmuz Darbe Girişimi ve Din İstismarına Karşı Birlik, Dayanışma ve Gelecek Perspektifi” gündemi ile dün toplanan Diyanet İşleri Başkanlığı Olağanüstü Din Şurası’nın açılışında şunları söyledi:

DİNİ DEĞERLERİ ÖNE ÇIKARDILAR: Devlet ve millet olarak bekamızı yakından ilgilendiren bu gelişmelerin odağında yer alan Fetullahçı Terör Örgütü’nün özelliği, kendisini bir dini yapı, bir cemaat, bir eğitim-öğretim hizmetinde bulunan kuruluş olarak gösteriyor olmasıydı. Esasen bu hain yapının 40 yıldır toplumumuz içinde kanserli bir hücre, bulaşıcı bir virüs gibi yaşayabilmesi ve sürekli büyümesi, işte bu dini değerleri öne çıkartan kimliği sayesinde mümkün olmuştur. Zaman zaman duyardık, ‘İşte efendim bunlar silahlı bir örgüt değil’. Biz de kendilerine derdik ki, ‘Bunlar silahı vakti saati geldiğinde en iyi kullanabilecek bir örgüttür’. ‘Nasıl olur’ dediklerinde de ‘Bakın bunlar Silahlı Kuvvetlerimiz içinde örgütlenmiş ve vakti saati geldiğinde oradaki silahları millete doğrultabilecek karakterde olan bir örgüttür’. İnanmıyorlardı. Tabii bunları kalkıp meydanlarda açık açık söyleyebilecek noktada değildik. Sadece özel toplantılarımızda, görüşmelerde söylerdik. Şimdi bu ortaya çıkınca o dostlar gelip, ‘haklıymışsın’ demeye başladılar.

BUNLARA YARDIMCI OLDUM: Milletimiz meşrebi ne olursa olsun Allah diyen, peygamber diyen, ibadetlerini yerine getiren, en azından böyle gözüken herkesi, her grubu olduğu gibi bu yapıya da hüsnü niyetle yaklaşmış, mensuplarını da korumuş, kollamış, desteklemiştir. Tek parti döneminden itibaren uzun süre fevkalade yanlış bir şekilde irtica paranoyasıyla, devlet imkanlarıyla dini cemaatlerin üzerine gidildiği dönemlerde her grup gibi bu yapı da milletimizin kolları, kanatları altında varlığını sürdürmüştür. Rahmeli Özal, Demirel, Ecevit hatta biz de farklı görüşlerden siyasetçiler ve devlet adamları olmamıza rağmen, bu yapıya iyi niyetle destek olduk. Açık konuşuyorum, şahsım, ben de katılmadığım pek çok yönleri olmasına rağmen asgari müştereklerde buluşabildiğimiz zannıyla her kesim gibi bunlara yardımcı oldum.

ALLAH DEDİKLERİ İÇİN MÜSAMAHA GÖSTERDİK: Yapının başında yer alan kişi ve kadro konusundaki tüm tereddütlerimize rağmen yurt içinde ve yurt dışında yürütüyor göründükleri yaygın eğitim, yardım, dayanışma faaliyetlerinin hatırına bunlara müsamaha gösterdim. Hatta Allah dedikleri için müsamaha gösterdik. Ama inanın bana aynı menzile giden farklı yollardan biri olarak gördüğümüz bu yapının aslında bambaşka niyetlerin, sinsi hesapların aleti, aracı, örtüsü olduğunu uzun süre görmedik, göremedik. Aslına bakılırsa 2010’dan itibaren bu tespiti paylaştığım birçok üst kademe yöneticisi arkadaşlarım oldu. O yıldan itibaren tabii ki tavrımız değişti.

MÜCADELE DÖNEMİ BAŞLADI: Bu dönemde hızlanan TSK kadrolarına yönelik operasyonlar ve davalarla ilgili de ciddi şüphelerim oluştu ve yetkilileriyle de bunları paylaştım. Çok yakından tanıdığım, uzun yıllar birlikte çalıştığım bazı komutanlara yönetilen suçlamaların ve tutuklamaların gerekçeleri beni ikna etmiyordu. Bir çok arkadaşlarımız yine inanmıyorlardı. ‘Bunlar böyle bir şeyin içerisine girmez’. ‘Yahu etmeyin. Bunlar çok önemli bir operasyonun adımlarını atıyorlar’. Hâlâ inanmayanların olduğunu da biliyorum. Hâlâ maalesef, ‘bakıyor ama görmüyor’ olanların da olduğunu biliyorum. Bu noktadan sonra artık şüphe dönemi bitti, mücadele dönemi başladı.

BAŞINA GELECEKLERİ KABUL SAYILIR: Kardeşlerim, Rabbimiz Kuran-ı Kerim’de, ‘ne yaptıklarının farkında olmayan bozguncuların kendilerine ıslah ediciler’ dediğini söylüyor. Bunların durumu da işte aynen böyle. Bu salondan ilan ediyorum, şu saatten sonra, Pensilvanya’daki şarlatanın, terörist başının hezeyanlarına kulak vermeye devam eden herkes başına gelecekleri peşinen kabul etmiş demektir. Tedbir ve takiyye adı altında iki yüzlülüğü, yalanı, riyayı sürekli maskeyle dolaşmayı, ruhsuzluğu mensuplarının karakteri haline dönüştürmüş olmasıdır. Afedersiniz yüzlerine tükürseniz, ‘yağmur yağdı’ diyen en kutsallarına sövseniz sükut eden kendi aile mahremiyetlerine saygısı olmayan bu insanların sapkın davaları dinleri haline dönüşmüştür. Aklını ve iradesini Allah’a değil bir faniye üstelik de Amerika’da yaşayan bir faniye ipotek eden kişi, dönüp kendini sorgulamıyorsa artık onun için yapacak bir şey kalmamıştır.

PİŞMAN OLANLARA TEREDDÜTLERİMİZ VAR: Bu yapının mayasında ikiyüzlülük olduğu için, pişman olduklarını söyleyenler konusunda ciddi tereddütlerimiz var. İntikamcı bir düşünceyle söylemiyorum, gerçekten pişman mı oldular? Yoksa içinde bulundukları ihanet şebekesinin alametifarikası haline dönüşen riyakarlık içindeler mi? Bunu anlamakta zorlanıyoruz. Elbette, ‘asıl olan beyandır’ diyeceğiz ama hiç kusura bakmasınlar ki bu tür kişilere karşı gardımızı sonuna kadar indirmeyeceğiz. Çünkü, mümin bir sokulduğu delikten bir daha sokulmaz.

GAYRETULLAHA DOKUNUR: 17-25 Aralık’tan beri birilerinin dilinde sürekli, ‘aman gayretullaha dokunmasın’ ifadesi var. Asıl 15 Temmuz’da 238 masumu katleden 2 bin 197 masumu yaralayan bu katillere hâlâ masumiyet atfetmek, gayretullaha dokunur. Asıl bunca insanı mankurtlaştırmak gayretullaha dokunur. Zalime merhamet etmek, mazluma zulümdür. Bunu böyle bilmek zorundayız.

‘Rabbim ve milletim bizi affetsin’

17-25 Aralık sürecinden sonra özellikle yargıda önlemler sayesinde, FETÖ tarafından gerçekleştirilen darbe girişiminin, çok daha büyük tehdit olarak ortaya çıkması önlendi. Her şeye rağmen bu hain örgütün gerçek yüzünü çok daha önceden ortaya dökememiş olmanın üzüntüsü içindeyim. Bundan dolayı hem Rabbimize hem de milletimize verecek hesabımız olduğunu biliyorum. Rabbim de milletim de bizi affetsin.

PKK’NIN ELİNDE DOĞRU DÜRÜST SİLAH YOK: Bazıları terör örgütü FETÖ ile PKK’yı özdeş hale getirdi. Ne alakası var? PKK terör örgütünün elinde doğru dürüst silah bile yok ama Fetullahçı Terör Örgütü milletin vergileriyle alınmış olan bu F-16’larla, F-4’lerle, tanklarla, toplarla, helikopterle milletine kurşun yağdırıyor, bomba yağdırıyor. Yeri geldiği zaman zaten PYD ile de beraberler. Biz bunları seçimlerde yaşadık. Onların seçim karargâhlarında nasıl onlarla beraber olduklarını zaten biliyoruz.

Olağanüstü ilk din şurası

Din Şurası kanlı darbe girişimi nedeniyle tarihinde ilk kez olağanüstü toplandı. Şuranın açılışına Erdoğan, TBMM Başkanı İsmail Kahraman, Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Diyanet İşleri Başkanı Görmez’in yanı sıra eski Diyanet İşleri başkanları, eski Din İşleri Yüksek Kurulu başkanları ile üyeleri, ilahiyat fakültelerinden dekanlar ve öğretim üyeleri, Diyanet İşleri Başkanlığı, Din İşleri Yüksek Kurulu, Milli Eğitim Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı, Din Öğretimi Genel Müdürlüğü başta olmak üzere çeşitli kamu kurum ve kuruluşlardan 300’ün üzerinde üye ile temsilci katıldı.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner258

banner257

banner241

banner245

banner183