Asıl kıyamet DEAŞ için koptu !

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, "Dabık'da 'kıyamet kopacak' dediler. Kıyamet filan kopmadı; tam tersine kıyamet DEAŞ için koptu" dedi.

Asıl kıyamet DEAŞ için koptu !
Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM), Sağlık Bilimleri Üniversitesi  Konferans Salonunda 15 Temmuz darbe girişimi gecesi şehit olan Prof. Dr. İlhan  Varank anısına "Akademik Büyüteç ile 15 Temmuz" başlıklı bir sempozyum düzenledi.Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı ve Sözcüsü  İbrahim Kalın,sempozyumun açılışında konuştu.
 

Kalın, 15 Temmuz'da modern  mitolojilerin, efsanelerin bir çoğunun yıkıldığını, bunlardan birinin de "kadın,  darbe ve demokrasi ilişkisi" olduğunu dile getirerek, "O gece eğer bizim asil  Anadolu kadınlarımız sokağa çıkmasalardı, bir şehit annesi, şehit eşi, şehit  kardeşi olmayı göze almasalardı, belki Türkiye'nin tarihi bugün çok farklı  şekilde akıyor olacaktı. O gece sokağa çıkan, eşlerini dualarla gönderen,  çocuklarını şehadet şerbetini içmeleri için cesaretlendiren kadınlarımız  olmasaydı bugün Türkiye belki çok farklı bir yerde olacaktı." diye konuştu. Batıdaki tepkilere bakıldığında, Avrupa merkezci, oryantalist  söylemler içerisinde 15 Temmuz darbe girişimi sürecinde Türk kadınının oynadığı  rolün gözardı edildiğine dikkati çeken Kalın, şu değerlendirmelerde bulundu: "Neden? Çünkü kafalarındaki kadın profiline uymayan bir kadın tipi  çıktı o gün sokaklara. Darbeye 'Dur' diyen o kadın, onların arzu ettiği,  tanımladığı 'modern kadın' tanımına uymadığı için ihmal edildi, gözardı edildi.  Bir an için daha 5-6 ay öncesine kadar Batı basınında PYD'nin,PKK'nın saflarında  savaşan terörist kadınların nasıl romantize edildiğini, idealize edildiğini  düşünün, fotoğraflarla, mülakatlarla, özel hayatları hakkında verilen  bilgilerle... Bir de bunun karşısında 15 Temmuz gecesinde darbeye direnen,  demokrasi, özgürlük, hukukun üstünlüğü için canını feda etmekten çekinmeyen  kadınlarımızın hikayelerine ne kadar yer verildiğine ya da yer verilmediğine  bakın. Buradaki kontrast o kadar açıktır ki bu ön yargıların ne kadar derinlere  gittiğini o kadar açık bir şekilde ortaya koymaktadır ki biz elbette bunları  hiçbir zaman unutmayacağız."

'KIYAMET KOPMADI' 

Kalın, Türkiye'nin 15 Temmuz öncesine göre daha güçlü bir noktada  bulunduğunu belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:    "Darbe girişimini yapanların hesaplarının tam tersine bugün Türkiye,  yepyeni bir toplumsal mutabakatla, bir Yenikapı ruhuyla, milletiyle birlikte çok  daha güçlü bir konumda bulunmaktadır. Bu 15 Temmuz darbe girişimi ya da buna  benzer bir darbe girişimi bir başka ülkede olsaydı, o ülkede devlet çöker,  siyaset biter, ekonomi dağılır, toplum birbirine girerdi. Ama tam tersine darbe  girişiminden sadece 5,5 hafta sonra Türkiye Cumhuriyeti, kendi imkan ve  kabiliyetleriyle Fırat Kalkanı Harekatını başlattı. Yani bir terör örgütünü  defederken, FETÖ'nün darbe girişimini dağıtırken aynı zamanda bir başka terör  örgütüne, DEAŞ'a karşı Suriye'de Suriye halkı için ve kendi güvenliğimiz için bir  askeri harekat başlattı. Hamdolsun şu anda 55-56. gününe girdi ve son derece başarılı bir şekilde bu harekat devam ediyor, ta ki sınırlarımız bütünüyle  güvence altına alınana ve Suriye halkı kendi köylerine, kasabalarına, şehirlerine  dönene kadar da inşallah bu harekat devam edecek. Pazar günü DEAŞ terör örgütü  açısından teolojik anlamları da olan, kendilerine göre kıyamet savaşının  kopacağını iddia ettikleri Dabık şehri de onların elinden elinden alındı, kıyamet  falan kopmadı. Tam tersine kıyamet DEAŞ için koptu, iyi de oldu. Bundan sonra da  inşallah bu terör örgütüne karşı mücadelemiz devam edecek. Ama aynı zamanda PKK  terör örgütüyle de mücadelemiz devam ediyor. Tüm bunları alt alta koyduğumuzda Türkiye, bugün aynı anda 3 terör örgütüne karşı, PKK'ya, DEAŞ'a, FETÖ'ya karşı mücadele eden tek NATO üyesi ülkedir. Bu gerçeği bile bazıları kabul etmekten,  itiraf etmekten zaman zaman çekiniyorlar. Biz bunlara hiç aldırmadan,  milletimizin iradesiyle, liderliğimizin dirayetiyle bunlarla mücadele etmeye devam edeceğiz."

HESAPLARI TERS YÜZ OLMAYA DEVAM EDECEK"

İbrahim Kalın, 15 Temmuz gecesi halkın, dünya halklarına örnek teşkil  ettiğini, bir darbenin çıplak ellerle nasıl püskürtülebileceğini, tarihi  planların nasıl altüst edileceğini bütün dünyaya gösterdiğini anlattı. FETÖ'cü darbenin, darbeler tarihine nevi şahsına münhasır bir örnek  olarak girdiğine değinen Kalın, "Tipik FETÖ'cü bir tavır olarak, o hainler, o  alçaklar, birilerinin sırtından, birilerinin üzerinden bir şeyler yapmaya  kalktılar, Türk ordusunu, Türk yargısını kullanmaya kalktılar. Ama hamdolsun bu  hesapları da ters yüz oldu, olmaya da devam edecek" dedi.

ŞEHARET KÜLTÜRÜ YENİDEN HATIRLANDI

İbrahim Kalın, 15 Temmuz vesilesiyle şehadet kültürünün yeniden  hatırlandığını dile getirerek, "Şehadetin derin manasını da bizim kavramamız ve  bunu özgürlükle ilişkilendirmemiz gerekiyor. Çünkü aslında şehadet, özgürlük  yolunda atılmış en önemli adımdır. Aslında gerçek manada özgür olanlar  şehitlerdir çünkü ancak özgür olan insanlar, şehadete adım atabilirler. Bu  dünyanın, nefsin, malın, mevkinin, makamın bütün sınırlarından, kayıtlarından,  kurtulmuş gerçek manada özgür olan insanlar gene ancak ve ancak şehitlerdir."  diye konuştu.

 Modern birey, akıl ve rasyonalite anlayışı çerçevesinde teslimiyet  denildiğinde genellikle akla "pasif, aklı bir kenara koymuş bir yaklaşım tarzı"  geldiğine değinen Kalın, "Halbuki bizim geleneğimizde teslimiyet, hiçbir zaman  aklı tatile çıkartmak demek değildi. Tam tersine teslimiyet, akıl ve irademizi  doğru bir şekilde kullanarak, hakkın yolundan devam etmektir. Teslimiyet, hiçbir  zaman körü körüne bir bağlılık değil, tam tersine aklımızı ve irademizi  kullanarak vardığımız bir neticedir" dedi.

HAKİKATİN YOLU TESLİMİYETTEN GEÇİYOR

Kalın, özgürlüğün yolunun hakikatten,  hakikatin yolunun da ona teslimiyetten geçtiğini ifade ederek, şehidi "bu  özgürlüğü kendi şahsında gerçekleştiren, aklı ve iradesiyle tercih yaparak bu  makama ulaşan ve buna tanıklık eden kişi" olarak tanımladı. Şehadet mertebesinin, özgür ve anlamlı, hayatın nirengi noktası  olduğunu vurgulayan Kalın, şöyle devam etti: "Şehadet mertebesine ulaşmış kişinin hem özgür hem de anlamlı bir  hayatı şehadet mertebesiyle kemale erdirmiş, sonuca ulaştırmış kişi demektir. Bu  manada ancak ve ancak özgür olan bireyler şehit olabilirler. Çünkü o iradeyi  ortaya koymak aynen 15 Temmuz gecesi olduğu gibi, 'Arkadaşlar biz korkarsak  herkes korkar, ben sokağa çıkıyorum' diyen kişi aslında, Necip Fazıl'ın güzel  ifadesiyle sağına, soluna bakmadan tek başına 'Ben ümmetim' diyerek sokağa çıkan  o puthaneyi, putları yıkan Hz. İbrahim gibidir. Onların yolundan giden kişidir.  Şehit bu manada, bu özgürlüğü kendi nefsinde yaşamış, idrak etmiş, kendini  gerçekleştirmiş ve bunun için de anlamlı bir hayata ulaşmış kişidir. Bu manada  ancak şehitler gerçek manada özgür olan kişilerdir. Zira muhteva ve istikametten  yoksun bir özgürlük anlayışını bizim anlam krizine düşmeden çözmemiz mümkün  değildir."

İbrahim Kalın, 15 Temmuz gecesiyle şehadet kavramının, bireyin  varlığının anlamları açısından tekrar ele alınmasının, bu süreci bundan sonra  yürütmek açısından en büyük önemi arz eden konulardan birisi olduğunu anlattı. 15 Temmuz'u asla unutmayacaklarını, unutturmayacaklarını dile getiren  Kalın, "Onları unutmak gaflettir, onlara vefasızlıktır. Birileri bize 'Tamam  darbe oldu, önümüze bakalım, geleceğe bakalım.' diyebilirler, bunun bir tuzak  olduğunu hepimizin bilmesi lazım. Tam tersine 15 Temmuz sonrasında atacağımız her  adımı, 15 Temmuz gecesinde yaşananları sürekli hatırlayarak atmak zorundayız. O  yüzden bugün Türkiye hem kendi toprakları içerisinde hem de dünyanın dört bir  tarafında FETÖ terör örgütüne, ihanet şebekesine karşı kapsamlı ve kararlı bir  mücadele veriyor." ifadelerini kullandı.

"BATI'NIN BAŞINA BÖYLE BİR DARBE GİRİŞİMİ GELSEYDİ TEPKİLERİ NASIL  OLURDU?"

  "Birileri Batı'dan bizi eleştiriyor. Doğrudur ama acaba kendilerinin  başlarına böyle bir darbe girişimi gelseydi, böyle bir örgüt 30-40 yıl bir  hazırlıktan sonra bu ülkedeki meşru demokratik düzeni değiştirmek için yüzlerce  insanı öldürseydi, kendi ordularıyla, silahlarıyla, tanklarıyla, tüfekleriyle  halkın karşısına çıksaydı acaba Batılıların tepkisi nasıl olurdu?" diye soran  Kalın, şunları kaydetti:


 "Batı'da yaşanan darbe girişimlerinde gördük, modern dönemde  Yunanistan, İspanya, Portekiz'de, diğer yerlerde yaşanan darbe girişimlerini  gördük. Onların nasıl tepkiler verdiğini de gördük. Bugün bizi bazen  eleştiriyorlar, 'Şu kadar kişiyi işten attınız, şu kadar kişi görevden  uzaklaştırıyorsunuz. Bunları nereden biliyordunuz?' Bakın, FETÖ terör örgütünün  başındaki kişi bir noktada, bundan 7-8 yıl önce Türkiye'de 3 milyondan fazla  takipçisi olduğunu ifade ediyor. 30 küsur yıllık bir hazırlık neticesinde  devletin her kademesine sızmış bu örgüt mensuplarını temizlemek bizim 15 Temmuz  şehitlerimize bir vefa borcumuzdur. O gece hayatının en büyük riskini alarak  sokağa çıkan milletimize, şehitlerimize ve gazilerimize bir vefa borcumuzdur.  Aynı zamanda bu ülkenin geleceğini tekrar karartmamaları için, bu ülkenin  demokrasisi, özgürlüğü, hukukun üstünlüğü için bu bizim en büyük vazifemizdir.  Elbette bu mücadele kararlı bir şekilde bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da  devam edecektir."

  İbrahim Kalın, doğu ve batı Almanya birleştiği zaman, Doğu Almanya'da  o zaman kurulmuş olan Almanya ve Rusya'nın ortak istihbarat örgütüne mensup olma  şüphesine binaen 500 binden fazla kişinin görevden alınıp, uzaklaştırıldığını ve  bu kişilerin hiçbir zaman görevlerine geri getirilmediğini aktardı.Avrupalıların bunu anımsamak istemediğini, bunları hatırlattıkları  zaman da "Bu çok farklı bir örnek" dediklerini aktaran Kalın, konuşmasını şöyle  sürdürdü: "Türkiye'de yaşanan da çok farklı bir örnek. Böyle bir terör örgütü,  FETÖ gibi bir terör örgütü, belki de dünyanın hiçbir yerinde çıkmamıştır. O  yüzden belki Batılılar anlamakta zorlanıyorlar. Çünkü bu Anadolu toprakları böyle  bir ihaneti tarihi boyunca hiç görmedi. Şüphesiz bizim tarihimizde birçok  örgütler çıktı ama hiçbirisi uluslararası bir ihanet şebekesinin taşeronu olarak  bu ülkede bu kadar zarar vermedi. Bu kadar gayri milli, bu kadar kendi  değerlerinden uzak başka bir örgüt bugüne kadar bu topraklar üzerinde  filizlenmedi. O yüzden bu örgütün, zihniyet ve ruh köklerini araştırırken bence  Anadolu topraklarından çok başka yerlere bakmak lazım. Geçmişte başka terör  örgütleri, ihanet şebekeleri çıkmıştır ama böylesi bir başka yerde çıkmadı. Tabii  ki biz bunu unutmayacağız, unutturmayacağız. 15 Temmuz şehitlerimizin kanı yerde  kalmasın diye biz bunları unutmayacağız, her zaman hatırlatacağız."

"TÜRKİYE YEPYENİ BİR SAYFAYLA KARŞI KARŞIYA"

 Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı ve Sözcüsü İbrahim Kalın,  hem o gece hem de o gece sonrası ve öncesinde vatan için şehit olan, hayatını  gözünü kırpmadan feda eden tüm şehitlerin Peygamberlerin ve Sıddıkların yanında  kıyamet günü haşrolacağını dile getirerek, şöyle devam etti: "15 Temmuz sürecinde bugün geldiğimiz noktada Türkiye, çok farklı bir  toplumsal mutabakatla yepyeni bir sayfa ile karşı karşıya. Bugün bunun heba  edilmemesi, 'Yenikapı ruhu' diye ifade ettiğimiz yeni toplumsal mutabakatın canlı  şekilde ileriye doğru taşınması ayrıca önem arz ediyor. Çünkü 15 Temmuz gecesi  yaşanan ihanetin ardından şu gerçek çok net şekilde ortaya çıktı. Bu millet,  demokrasisine, hukukuna, özgürlüğüne düşkün bir millettir. Bu millet, iradesini  bir ihanet şebekesine asla ve asla teslim etmeyecektir. Bu manada politikaları  beğensin, beğenmesin Türkiye ve dünyada demokrasiyi, hukuku, hukukun üstünlüğünü  ve özgürlüğü gerçekten seven bütün insanların önce bu millete, daha sonra bu  millete o gece liderlik eden Tayyip Erdoğan'a teşekkür borcu vardır. Eğer  Cumhurbaşkanımız geçtiğimiz özellikle 14 yıl içerisinde bu millete 'Başını dik  tut, boynunu eğme' duygusunu aşılamasaydı, zaman zaman liberal arkadaşların  eleştirdiği, 15 Temmuz gecesi bir çağrıyla milyonlarca insan sokaklara  dökülmezdi. Demek ki orada da Allah'ın bir planı varmış. Yıllarca devam eden bu  mücadelede insanımıza aşılanan o şuur, kendine güven ve saygı duygusu 15 Temmuz  gecesi bu darbeyi bertaraf eden en büyük güç olarak karşımıza çıktı. Demek ki bu  duyguyu hepimiz canlı tutup, yaşatmak zorundayız."

Kalın, aynı şekilde devleti de yeniden yapılandırırken de bu duyguyla  hareket edilmesi gerektiğini aktararak, 15 Temmuz'dan sonra liyakat, şeffaflık ve  denetlenebilirliğin, devletin işleyişinde tekrar temel ilke olmak üzere yeniden  inşa edildiğini kaydetti. İbrahim Kalın, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: "FETÖ terör örgütü özellikle son 10-15 yıldır bu üç ilkeyi istismar  ederek, devleti ele geçirdi. Liyakat prensibini bir kenara koydular, soruları  çalarak kendi adamlarını belli yerlere getirdiler. Şeffaflık prensibini yerle bir  ettiler, devletin içinde paralel yapılar kurdular. Karanlık ilişkiler içerisinde  kimilerini yücelttiler, kimilerini gömdüler. Geçmişte yaşanan onca haksızlığın  arkasında bu yatıyordu. Böyle bir yapı içerisinde hesap verebilirlik diye bir  kavram da kalmadı. Objektif kriterlere göre bir hesap verme imkanı tamamen  ortadan kalktı. Ancak şimdi 15 Temmuz'dan sonra artık devletin liyakat, şeffaflık  ve hesap verebilirlik çerçevesi içerisinde tüm işlerini yeniden değerlendirdiği  bir dönemden geçiyoruz. Bu aslında 15 Temmuz şehitlerimizin hatırasına yapılmış  en büyük vefanın ifadelerinden biridir. Çünkü o insanlar bu ülke yarın daha  özgür, birlik beraberlik içinde olsun, güçlü olsun diye o gece gözlerini  kırpmadan hayatlarını feda etti. Hamdolsun bugün Türkiye 15 Temmuz öncesine göre  daha güçlü bir noktadadır. Yenikapı ruhuyla önümüzdeki siyasi, ekonomik,  toplumsal tüm sorunları aşma iradesine sahiptir. Çevremizde, Suriye'de, Irak'ta  ve diğer alanlarda yaşanan sorunları da aşacak idrake, dirayete ve gücü hamdolsun  bugün sahiptir ama bunu yaşatmanın yolu da 15 Temmuz şehitlerimizi her gün  hatırlamaktan geçiyor."

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner198

banner241

banner245

banner183