Her yıl 8 Mart’ta kadınları kutluyor, başarılarını övüyor ve mücadelelerini hatırlıyoruz. Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi, “Dünyada her şey kadının eseridir.” Ama kutlamaların gölgesinde hâlâ en temel hakları, hayatta kalma hakları için mücadele ediyorlar.
İKİ FATMANUR ÇELİK, İKİ SESSİZ ÇIĞLIK
Son günlerde yaşanan iki trajik olay, bu gerçeği acı bir şekilde gözler önüne serdi.
İlki, kendini mesleğine adamış bir öğretmen olan Fatma Nur Çelik’in öğrencisi tarafından katledilmesi. Sadece bir eğitimci değil, toplumun değerli yol göstericilerinden birini kaybettik.
İkincisi, aile içi şiddetten korunmaya çalışan bir annenin, ne yazık ki kızıyla birlikte hayatını kaybetmesi. Ev onlar için güvenli bir alan değil, ölüm tuzağı olmuştu.
Bu iki trajedi bize Türkiye’de kadınların ve çocukların hâlâ en temel güvenlik haklarına sahip olamadığını acı bir şekilde gösteriyor. 8 Mart, artık sadece çiçek ve kutlama günü değil; aynı zamanda farkındalık ve eylem günü olmalı.
HUKUK VE ÖNLEYİCİ TEDBİRLER
Sosyolog gözüyle baktığımda diyebilirim ki, bir toplumda kadınların ve çocukların hayatını korumak için en temel adım hukukun hızlı ve etkili işlemesidir.
Şiddet ve tehdit ihbarlarına anında müdahale edilmeli, ev içi riskler takip edilmeli ve failler caydırıcı şekilde cezalandırılmalıdır.
Caydırıcı hukuki tedbirler, sadece bireylerin değil, toplumun vicdanında da güven duygusu yaratır. Kadınların korunmadığı bir toplum ne yazık ki geleceğini kaybeder.
EĞİTİM VE TOPLUMSAL FARKINDALIK
Anlatmak istediğim şudur ki, kadına yönelik şiddet yalnızca bireysel değil, toplumsal bir sorundur.
Okullarda cinsiyet eşitliği ve şiddetsiz iletişim eğitimleri yaygınlaştırılmalı, medyadaki yayınlar ve sosyal medya şiddeti asla normalleştirmemeli, aksine hassasiyet ve farkındalık yaratacak barışcıl içerikler üretmelidir.
Toplumun her bireyine, kadın ve çocukları korumak adına sorumluluk düşmektedir.
Atatürk’ün sözleri hâlâ güncelliğini korumaktadır, “Toplumların yükselmesi, kadınların yükselmesine bağlıdır.” Bu şu anlama geliyor: kadınların korunması ve güçlendirilmesi, toplumun ilerlemesinin de garantisidir.
KADIN VE ÇOCUK DESTEK SİSTEMLERİ
Fatmanur Çelik’lerin yaşadığı trajedi, güvenli alanların ne kadar kritik olduğunu gösteriyor:
Sığınma evleri ve kriz merkezlerini artırabilir, erişimlerini kolaylaştırabiliriz.
Psikolojik destek ve danışmanlık hizmetlerini yaygınlaştırmalı, acil yardım hatlarının etkinliğini artırmalıyız.
Toplum olarak bilmeliyiz ki, her kadının ve çocuğun güvenli bir alana ulaşabilmesi, yaşama hakkının vazgeçilmez parçasıdır. Onlara bu hakları vermek zorundayız.
TOPLUMSAL DAYANIŞMA
Her birimiz, toplumsal değişimin bir parçası olabilir ve küçük farkındalıklar hayat kurtarabilir.
Mahallelerde komşular risk durumlarını fark edip yetkililere bildirebilir, kadınları yalnız bırakmamak ve destek olmak herkesin görevi olabilir.
Toplum, ancak birlikte hareket ederek kadın ve çocuk cinayetlerinin önüne geçebilir.
Sözün özü, Fatmanur Çelik’ler sadece iki isim değil; Türkiye’de kadınların ve çocukların yaşadığı tehdidin simgesi. 8 Mart’ta çiçekler ve kutlamalar güzel, ama esas önemli olan kadınların ve çocukların güvenli, özgür ve hayat dolu bir yaşam hakkını korumaktır.
Yas tutmak yeterli değil; eğitim, hukuki önlemler ve toplumsal farkındalıkla adım atmak şarttır.
Kadınlar Günü, sadece kutlama değil; sessiz çığlıkları duyma ve onları önleme günü olmalı. Bu konuda farkındalık oluşturursak çok daha mutlu, huzurlu ve refah içinde bir hayata adım atacağız.