Türk’ün zincir vurulamaz karakteri, o sabah tek bir kurşunla yeniden tarih yazdı.

O sabah İzmir rıhtımında patlayan şey bir mermi değil, Türk milletinin bin yıllık tarihinin esarete attığı çelikten tokadıydı!

15 Mayıs 1919 sabahı İzmir rıhtımı, asırlardır dünyaya diz çöktürmüş bir milletin esaretle imtihan edildiği yerdi. İşgal orduları kibir dolu adımlarıyla karaya çıkarken unuttukları tek bir şey vardı: Türk milleti, Ergenekon’dan Çanakkale’ye kadar tarihi boyunca asla boyunduruk altına girmemiş, hürriyetini canından aziz bilmişti…

İşte o karanlık anda Gazeteci Hasan Tahsin, bu asil milletin çelikten iradesini kuşanarak öne atıldı. "Olamaz, ellerini sallaya sallaya giremezler!" haykırışıyla korkuyu ayaklarının altında ezerek düşmana karşı tetiğe bastı. O an patlayan silah, sadece bir işgalci sancağını devirmedi; Türk’ün haysiyetine göz dikenlere indirilen sarsıcı bir tokat oldu. O kurşun, Türk kahramanlığının ebedi ve ezeli manifestosuydu artık…

Paris’ten Cepheye Uzanan Fedai Ruhu

Hasan Tahsin’in o sabah gösterdiği bu korkusuzluk tesadüf değildi. Asıl adı Osman Nevres olan bu yiğit, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin saflarında yetişmiş, vatanı için her şeyi göze alan fedakar bir İttihatçıydı. Devletin en zor yıllarında, Osmanlı’nın gizli servisi olan Teşkilat-ı Mahsusa’ya katılmış ve vatan savunmasında gizli görevler üstlenmişti.

Hatta Birinci Dünya Savaşı’nda, Türkler aleyhine gizli işler çeviren İngiliz casuslarına karşı Bükreş’te tek başına tehlikeli bir operasyon düzenlemişti. Bu operasyon sırasında hayatını kaybeden çok sevdiği silah arkadaşı Hasan Tahsin’in adını, kendine takma isim olarak seçmişti. Yani o sabah rıhtımda tetiğe basan el; sadece bir yazarın değil, ömrünü cephelerde ve gizli görevlerde vatanı kurtarmaya adamış korkusuz bir Türk fedaisinin eliydi.

Kalemden Silaha: Fikir Adamının Eylemi

Hasan Tahsin bize çok büyük bir ders bıraktı: Aydın olmak, sadece köşesinde yazmak değil; vatan tehlikedeyken gövdesini siper edebilmektir. O sabah Hukuk-u Beşer gazetesinin başyazarı, köşesinden çıkıp bizzat tarihin kendisini yazdı. Kalemi bittiğinde mürekkebi canı olan bir gazeteci, Türk basınının ve asil ruhunun boyun eğmez karakterini tüm dünyaya ilan etti.

Hasan Tahsin orada şehit düştü fakat kanıyla bu topraklara yıkılmaz bir cesaret ve kahramanlık abidesi inşa etti. Onun başlattığı bu isyan, dalga dalga tüm Anadolu’ya yayıldı. Türk milleti, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde "Ya istiklal ya ölüm" diyerek topyekûn küllerinden doğdu ve dünyayı dize getirecek destansı bir zafere imza attı.

Bugün, o şanlı başkaldırının yıl dönümünde, Türk’ün eğilmez başını bir kez daha dünyaya gösteren Hasan Tahsin’i ve tüm Kurtuluş Savaşı kahramanlarımızı rahmet, minnet ve sonsuz bir gururla anıyoruz. Türk kahramanlığının ilk kıvılcımı, sinemizde sonsuza dek yanacaktır!