Vallahi artık ne diyeceğimizi şaşırdık.
Daha dün futboldaki şikeyi konuşuyorduk. Ondan önce bahisleri, milyonluk vurgunları, yolsuzluk iddialarını konuşuyorduk. Şimdi uyuşturucu baronları, suç örgütleri, sokak çeteleri, silahlar, okullarda yaşanan cinayetler, gençlerin birbirine kıydığı olaylar gündemimizden düşmüyor.
Bir de üstüne insanların yıllarca çalışıp didinerek biriktirdiği parasının buhar olduğu büyük vurgunlar çıkıyor.
Yahu daha ne göreceğiz?
Artık sabah telefonu elimize aldığımızda “Bugün ne olmuş?” diye bakıyoruz. Çünkü insan, “Bundan daha kötüsü olmaz” diyor, öğleden sonra daha beter bir haber geliyor.
Bir yerde milyonlar havada uçuşuyor.
Bir yerde uyuşturucu ağı ortaya çıkıyor.
Bir yerde sokak çeteleri cirit atıyor.
Bir başka yerde çocuklarımızın okuduğu okullarda cinayet işleniyor.
Bir başka yerde insanların alın teriyle biriktirdiği paralar üzerinden büyük vurgun iddiaları gündeme geliyor.
Futbolda şike, bahis, menfaat ilişkileri konuşuluyor.
Daha dün şikeyi konuşuyorduk, bugün fon vurgununu konuşuyoruz. Yarın ne çıkacak, onu da bilmiyoruz.
Asıl korkunç olan ne biliyor musunuz?
Bütün bunlara alışmaya başlamamız.
Eskiden böyle bir haber çıktığında ülke ayağa kalkardı. Şimdi üç gün konuşuyoruz, beşinci gün başka bir rezalet çıkıyor, eskisini unutuyoruz.
Milletin hafızasını da böyle böyle yoruyorlar.
Bugün bir vurgun, yarın bir uyuşturucu operasyonu, ertesi gün bir çete, sonra bir cinayet...
Sanki memleketin üstüne kara bir sis çökmüş.
Ve bu sisin içinde en çok da gariban eziliyor.
Sabah işe giden, akşam evine ekmek götürmeye çalışan insan; çocuğunu okula gönderirken “Başına bir şey gelir mi?” diye düşünüyorsa, burada durup ciddi ciddi düşünmek lazım.
Çünkü mesele artık sadece hırsızlık değil.
Sadece uyuşturucu değil.
Sadece çete değil.
Sadece futbol değil.
Mesele, memlekette çürüyen bir şeylerin olması.
Adalet duygusu çürürse insanlar birbirine güvenmez.
Denetim çürürse vurgun büyür.
Eğitim ve aile düzeni yara alırsa çocuklarımız kaybolur.
Sokaklar suç örgütlerine kalırsa gençlerimizi kaybederiz.
Ve toplum “Nasıl olsa yapanın yanına kalıyor” demeye başlarsa, işte o zaman iş gerçekten tehlikeli hale gelir.
Kim suçluysa hesabını versin.
Kim masumsa hakkı korunsun.
Kimsenin makamına, parasına, çevresine bakılmasın.
Çünkü adalet dediğin şey fakirin kapısına başka, zenginin kapısına başka çalmaz.
Hukuk herkese lazımdır.
Artık birbirimize “Daha ne kadar kötü olabilir?” diye sormayı bırakalım.
Çünkü gördük.
Çürümüşlüğün dibini gördük.
Şimdi mesele daha dibini görmek değil.
Bu çürümüşlüğü durduracak iradeyi, hukuku ve ahlakı yeniden ayağa kaldırmak.
Yoksa bugün konuştuğumuz her skandalın arkasından yarın yenisi gelir.
Ve bir gün, “Biz ne ara bu hale geldik?” diye birbirimize bakarız.