AKP'nin iktidara geldiği 2002'den bugüne kadar ortaya koyduğu tüm yanlışlar öyle bir sergilendi ki, yurtta ve dünyada duymayan kalmadı.
Bir tek Saray'dan duyulmadı o kadar. Tam da burada sormak gerek: En hayati konulara dair uyarı ve eleştiriler kendilerine ulaştığı halde mi gereğini yapmadılar, ya da Saray'daki kimi danışmanlar: " AMAN ha bunları sümen altı yapalım da kimsenin ağzının tadı kaçmasın" diyerek, Saray'dan söz mü kaçırdılar. Millete ve devlete dair iç ve dış konularda yapılan tüm eleştiriler, sadece danışmanlar aşamasında nihayet bularak, daha yukarıya iletilmedi mi? Böylece tüm sözlü ve yazılı eleştiriler boşa mı gitti?
Bugün yaşanan ağır bunalımların faturasını ödeyen milletin sözüne kulak tıkayarak, ilk günden beri Saray'dan söz kaçıranların bu dayanılmaz ve tarihi yanlışlar öylece unutulup gidecek mi? Ya da öyle değil: "bizler, Saray'a gelen tüm sözlü ve yazılı uyarıları, önce üst düzey yetkililere, onlar da Sayın Cumhurbaşkanı'na iletiyordu" diyebilirler elbette.
Ne var ki, tüm gerçekler yıllar sonra acı ve ağır fatura ödeyen milletin yaşadığında saklıdır. Görünen o ki, dünden bugüne tüm uyarı ve eleştiriler boşa gitmiş. Sümen altı yapılarak..
"Ağzımızın tadı kaçmasın" deyip Saray'dan söz kaçırılarak boşa gitmiş.
Çünkü sonuç ortada: Adaleti tartışılan ve de vicdanları yakan bir Türkiye... Ekonomisi milletin büyük çoğunluğunu açlığa mahkum eden bir Türkiye... Haklıların haksız, haksızların da haklı olduğu bir Türkiye...
Öyle bir Türkiye ki: Hangi taşı kaldırsan altından bir başka pis kokular geliyor. Hangi kesime baksan her birinden bir başka dert isyanı yükseliyor. Ekonomisi betonla, muhalefeti de yargıyla yokuş aşağı yuvarlanan bu ülkede, öte yandan bir de milletin haklı sesine kulak tıkayarak: Kendilerine olan inancı bile yerle bir ettiler.
Kendilerine seçimlerde milletin emanet ettiği: Devletin gücüyle adaletin saygın ve hassas terazisini öyle bir yanlış kullandılar ki... Öyle bir siyasal kin, intikam ve de hesaplaşma kulvarına soktular ki...
Hem Türkiye'nin geçmişine hem de geleceğine yazık ettiler. Elbette ki, A'dan Z'ye her ne varsa tek tek silkeleyerek bunu yaptılar. Kimi zaman "YERLI" Kimi zaman da "MİLLİ " dedikleri her şey sadece söylemde kaldı. Asla eylemde görülmedi. Bu yüzden bu milletin birlik ve beraberliği bile yara almaya başladı. Çünkü öyle bir ayrıştıran kavgacı siyaset yapılıyor... Öyle bir yanlı ve yandaş hukuk uygulanıyor ki, görüp tanık olan herkesin inançları bile silkeleniyor!
Oysa zamanında: Muhalif siyasi partiler yüksek sesle uyarıp eleştirdi. Medyadan tüm demokratik kitle örgütlerine kadar... Hatta AKP'nin kendi içinden nice sağ duyulu siyasiler bile: "Yapmayın, etmeyin, böyle gitmez!" Diyerek, haklı uyarılarda bulundular.
Peki sonuç ne oldu? Elbette ki sıfıra sıfır... Çünkü Türkiye çok şey kaybetti çok...
Çünkü fayda sağlayan ne varsa SİLKELEDİLER!
İnsan insan... Grup grup... Doğa Doğa vatan parçasını silkelediler!
Dünyada, öz milletini ve öz memleketini bir yanlış ve inat siyasetiyle böylesine silkeleyen... Memleket değerlerini tüm uyarılara rağmen böylesine yok eden bir başka siyasal anlayış var mıdır acaba?
Milleti yönetmek için gelip, milletin geçimini, huzurunu, birlik ve beraberliğini böylesine yok ederek, her daim bir haklı edayla sürekli haykıran, bir başka siyasal anlayış var mıdır acaba?
Keşke kendileri, yanlı ve yandaş medya yerine, her daim, milletin haklı sesine tercüman olan medyaya kulak asarak siyaset yapsaydı.
Hem de Saray'dan söz kaçıranları Saray'dan uzak tutarak yapsaydı. Yapsaydı da bu milletin ağzının tadı bu kadar kaçmasıydı. Bu millet, bunca haksızlığa ve de bunca yanlışa, yaşayan birer canlı tanık olmasaydı.
Evet, herkes her şeyi gördü, yaşadı ve de biliyor... HAKSIZLIKLAR YÜZÜNDEN İNANÇLARI ÖYLE BİR ARSILDI Kİ...