Seçim sandıkları kuruldu oylar kullanıldı. Oy çokluğuyla devleti yönetme yetkisi kendilerine verildi.
Elbette ki, bir sonraki seçime kadar emaneten verildi.
Elbette ki millet: "Size verdiğimiz bu yetkiyi asla kötüye kullanmayın" dedi.
Her daim Anayasa başta olmak üzere, yargıyı özgür bırakın ve de bir siyasal kamçı olarak kullanmayın, bir nalıncı keseri olarak kendi siyasal geleceğinize alet etmeyin" dedi.
Aynı şekilde medya için de öyle; "Türkiye'de medya da özgür olmalı, asla devletin gücü kullanılarak yanlı ve yandaş yapılmamalı... Özellikle de milletin ortak kurumu olan TRT, her kesime eşit durmalı, milletin müşterek sesi olmaya devam etmelidir" dedi.
Evet, Türk milleti son seçimde devleti AKP'ye emanet ederken sadece bunları değil: A'dan Z'ye: Demokrasi, Adalet, Eğitim, Ekonomi, Sağlık, Savunma, Sosyal Barış, Huzur, Refah ve Güvenle birlikte daha nice değerleri koruyup kollama görevi verdi.
"BİR SONRAKİ SEÇİME KADAR EMANETEN VERDİĞİMİZ BU GÖREVİ ASLA KÖTÜYE KULLANMA, VERILEN YETKİYE ASLA İHANET ETME" dedi.
Hem de bir yıl değil, iki yıl değil...
Tam 24 yıl peş peşe görevi ve yetkiyi verdiği AKP'ye dedi.
Verilen vaatlere kanıp inanarak, sosyal normlar üzerinden atılan naralara güvenerek verdi.
Yani başta ahlak ve inanç olmak üzere, bir milletin en anlamlı değerlerinin vaat vaat sıralanması üzerine verdi.
Cumhuriyetle kazanılan tüm milli değerleri korusunlar diye verdi.
24 YIL ÖNCE AKP VAADİ OLAN 3Y İLE MÜCADELEYE GELİNCE:
Bu millet, o vaatleri dinledikten sonra;
"O halde devleti yönetirken: Milleti ayrıştırarak yoksullaştırmayın... Yasaklarla özgürlüğüne kelepçe vurmayın... Yolsuzlukla mücadele ederek yozlaşmaya geçit vermeyin" diyerek, sandık sandık oy verdi elbette.
Bu oylarla AKP'yi 24 yıl üst üste iktidara taşıdı elbette.
PEKİ SONUÇ: Sonuç ortada...
DEMOKRASİ: Ara ki bulasın...
Yargı, medya ve idari baskı kıskacında âdeta can çekişiyor!
ADALET: Tam anlamıyla bir güvensizlik rayına oturdu.
Ne Anayasa'ya saygı kaldı ne de verdiği kararlara, yerel mahkemeler bile ANYASA'YA uyum sağlamıyor, ne ki yöneten siyaset...
Ayrıca YSK da bir mahkemedir ve de verdiği karar kesindir.
Ancak Asliye Hukuk Mahkemesi bile YSK'ya ters düşen kararlar alıyor. CHP İstanbul İl Başkanlığına kayyum atamasında olduğu gibi...
Yazık oldu adalete yazık...
Ana Muhalefet Partisi CHP'ye yapılanlar ortada: Seçilmiş belediye başkanlarına yapılanlar ortada...
Bir yanda zindanlar mağdur isyanıyla çınlıyor...
Öte yanda da vicdanlar ciddiyetten uzak nice iddialar, gizli tanık ifadeleri, kendilerini kurtarmak isteyen kimi uyanıkların pişmanlık adı altında nice yurttaşlara kara çalmalarıyla inliyor. Adliye saraylarında... Her sabah yeni operasyonlar... Bitmek bilmeyen bir kavgacı siyasal adalet çarkı...
Vatandaşın moral değerlerini her an yaralayan nice çarklar...
Hem de yapılacak işler kendilerini beklerken:
EKONOMİ: O da ne?.. Var mı ki...
EĞİTİM: Öyle bir geriledi ki... Yazık oldu geleceğe...
SAĞLIK: Hangi sağlık hizmetleri? Milletin yaşadıkları en başta akla mantığa bile zarar vermeye başladı.
Ne diyelim, her kesimden muhalifleri silkeleme siyaseti, memleketi yerle bir etti. Milletçe kan ağlarken; en zorumuza giden de memleketimizin silkelenmesinden çok memnun olan Cumhuriyet Türkiye'sine düşman ve hain herkesin sarılmaya çalıştığı, ABD'NİN TÜRKİYE BÜYÜKELÇİSİ TOM BARRACK'IN, BU KÖTÜ GİDİŞATI BÜYÜK BİR ZEVKLE İZLEMESİDİR. Yazıklar olsun bu hainleri sevindirip, öz milletini üzenlere... Böyle gelmiş böyle gitmez!..
Milletin verdiği yetkiyi yanlış ve kötüye kullananlar, elbette ki seçim sandıklarında yargılanacaklar...
HEM DE SABAH BAŞLAYIP AKŞAM SONA EREN DEMOKRATİK OPERASAYONLARLA...