1980'de yani 46 yıl önce, İstanbul'da başkanlık yaptığım Basın-İş Sendikası'na bağlı Milli Eğitim Bakanlığı Milli Eğitim Basımevi işyerinde, mürettip olarak çalışan üyemiz AHMET AKYAN, teşekkür için geldiği sendikada: "Geçen hafta aldığım kıdem tazminatıyla biri Fındıkzade'de biri de Fatih Çarşamba'da olmak üzere 2 adet daire aldım. İmzaladığınız son Toplu İş Sözleşmesi çok bereketli geldi çok... Allah sizden razı olsun, bizden sonrakilere bırakacak mülkümüz oldu" dedi. Bugün aramızda olmayan Kendisini rahmet ve saygıyla anıyorum.
46 yıl önce, "BİR BAŞKAYDI BİZİM MEMLEKETİMİZ."
Emek dünyasına saygı... Emekçilere saygı vardı.
Emekçiler özgür olarak sendika üyesi oluyor, sendikalar özgür olarak iş kollarında örgütleniyordu. Üyeleri adına toplu pazarlık masasına oturan sendikalar, ya özgürce Toplu İş Sözleşmesi imzalıyordu. Ya da grev hakkını kullanarak demokratik bir hak mücadelesi başlatıyordu. Hem de kamuda bile iş yeri düzeyinde bu etkinlikler sağlanıyordu.
Kıdem tazimatıyla 2 daire alan AHMET USTA tam da o dönemin şanslı emekçilerindendi. Çünkü o günlerde faşistlerin 12 Eylül 1980 darbesi henüz gelmemiş, emek dünyasına daha hak veren mevzuatlarla ülke yönetilmişti.
Örneğin yasada yıllık 30 gün üzerinden ödenen Kıdem Tazminatı, Toplu İş Sözleşmesi ile artış sağlayarak Emekçilere oldukça anlamlı katkı sağlıyordu. İş yerlerinde yapılan Toplu İş Sözleşmesi'ne göre: 30+ 10, 30 +20, 30+30 veya 30+45 gibi gün sayılarında artış sağlanıyordu elbette. AHMET USTA DA 30+45= 75 gün üzerinden Kıdem Tazminatı alan şanslı emekçilerdendi. Yalnız AHMET USTA değil, o günlerin Türkiye'sinde yaşayan tüm yurttaşlar şanslıydı.
Çünkü eski Türkiye'de daha sağlıklı bir DEMOKRASİ olduğu için...
Verdiği kararlara herkesin uymakla yükümlü olduğu bir saygın ANAYASA MAHKEMESİ olduğu için... Gerici, bağnaz ve çağdışı yapılanmalar değil, insanlığa yakışan ve insan haklarını koruyan; DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTLERİ olduğu için... ÖZGÜR MEDYA ve BAĞIMSIZ BİR YARGI olduğu için... 45 yıl önceki Türkiye'de yaşayanlar daha şanslıydı elbette.
O günlerde kendi ürettiğini kendi tüketen, eti, otu, mercimeği ve de A 'dan Z'ye her şeyi dışarıdan almayan bir ülkeydi TÜRKİYE...
Bu Türkiye'de her sosyal statüden herkes mutlu... Herkes aldığı maaşla ev kirasını daha rahat ödüyordu.
O eski 45 yıl önceki Türkiye'de: Emekliler ve çalışan emekçiler, bugünkü gibi ne çöpleri deşeleyerek, ne askıda ne de tarihi geçmiş reyonlarda gıda maddeleri arardı.
Böyle şeyleri ne bilen vardı ne de gören... Ancak o günlerle bu günleri yaşayıp tanık olan yurttaşlar bilir bu gerçekleri...
Ne diyelim...
O yıllarda yurttan ve dünyadan böylesine ihanete uğramayan memleketimiz bir başkaydı.
Ne "önce koltuk" sevdası vardı bugünkü kadar. Ne de "önce kasam dolsun" sevdası vardı bugünkü kadar. Millet özgür, memleketi öyle bir bağımsızdı ki...
Siyaset dünyası birleştirici, eğitim dünyası öyle bir araştırıcı ve yenilikçi işler yapardı ki... Devletin kurum ve kuruluşları uyumlu... Ayrım gözetmeden tüm vatandaşlara her alanda güven veren bir hizmet yarışı vardı.
Günün tüm gündemleri, operasyonlar, gözaltılar, tutuklamalar ve kayyumlardan oluşmuyor: TRT haber merkezinin tüm haberleri her bir vatandaş için en güvenilir haber kaynağı oluyordu. Elbette ki, 45 yıl önceki memleketimizde...
Her şeyin Devlet ile Millet ikilisinin saygınlığına göre işlediği o eski günlerde... Anayasal hakkını kullanarak yürüyen ya da oturduğu yerden konuşanların; tepelerine cop, gözlerine gaz yemediği...
En ufak bir gösteri sonrasında: " Sen misin hükumeti devirmeye kalkan, sen misin hakaret eden" gibi suçların her yaştan yurttaşa atılmadığı o eski yıllar çok güzeldi çok...
Ne şehit kanıyla yıkanan doğasına eli kazmalı çıkarcıların ihaneti vardı. Ne de bu ihanete karşı çıkan yurttaşların sesine kulak tıkayarak, tam tersine doğa katliamı yapanların yanında duran yöneten siyasetler vardı eski Türkiye'de...
Nereden nereye...
Emek dünyasının saygın...
Adalet terazisinin uygun ...
Bilim yuvalarının da aydın olduğu...
AHMET USTALARIN HEM KARNININ DOYDUĞU HEM DE BİR KIDEM TAZMİNATIYLA İKİ EVİNİN OLDUĞU GÜNLERDEN BUGÜNÜN YENİ TÜRKİYE'SİNE.. AÇ VE YOKSULLARIYLA UTANDIĞIMIZ... ADALET MAĞDURLARIYLA VİCDAN VİCDAN YANDIĞIMIZ... BİLİM, ÖZGÜRLÜK VE DE BAĞIMSIZLIK KONUSUNDA GÜNÜN HER SAATİNDE NİCE ENDİŞELER YAŞADIĞIMIZ YENİ TÜRKİYE...