1 Mayıs sadece bir gün değil

1 Mayıs denildiğinde akla sadece bir tarih gelmez.
Bir ses gelir kulaklara, bir de gözümüzün önünde beliren o tanıdık figür…

Bir yanda “1 Mayıs, 1 Mayıs işçinin, emekçinin bayramı…” diye başlayan marş, diğer yanda elleriyle dünyayı tutan o işçi silueti.

Aradan geçen yaklaşık yarım asra rağmen ikisi de hâlâ dimdik ayakta. Peki neden?

Sahneden meydanlara doğan bir marş

Aslında işin ilginç tarafı şu:
Ne marş büyük bir meydan için yazıldı, ne de bir miting için bestelendi.

1974 yılında sahnelenen bir tiyatro oyunu…

Bertolt Brecht’in, Maksim Gorki’nin Ana romanından uyarladığı eser Ankara’da sahneye konur. Oyunda bir sahnede işçilerin marş söyleyerek girmesi gerekir. Ama ortada bir marş yoktur.

İşte tam o noktada devreye Sarper Özsan girer.
Hem sözlerini hem bestesini yazar.

O gün sahnede doğan bu marşın, yıllar sonra milyonların diline dolacağını belki kendisi bile tahmin etmiyordu.

Ama tarih bazen böyle yazılır. Sessizce, fark edilmeden…

Bir şarkıdan daha fazlası

Marş kısa sürede sahneden çıkar, meydanlara iner.
Özellikle 1970’lerin ortasında yükselen işçi hareketleriyle birlikte artık sadece bir tiyatro müziği değil, bir kimlik haline gelir.

Koro halinde söylenir, sloganla birleşir, yürüyüşlerin ritmini belirler.

Ve zamanla sadece bir şarkı olmaktan çıkar, bir hafızaya dönüşür.

Aceleyle çizilen ama kalıcı olan afiş

Aynı yıllarda bir başka hikâye daha yazılır.

1976’da bir telefon gelir:
“Acil bir 1 Mayıs afişi lazım.”

Telefonun ucundaki isim Orhan Taylan’dır.

Uzun uzun düşünmeye vakit yoktur. Taylan oturur ve kısa sürede o bugün hepimizin bildiği görseli çizer:

Elleriyle dünyayı kavrayan bir işçi figürü…

Ne karmaşık bir kompozisyon, ne de süslü bir anlatım…
Ama verdiği mesaj son derece nettir:

“Dünyayı emekçiler taşır.”

Neden hâlâ yaşıyorlar?

Aradan yıllar geçer.
Türkiye değişir, dünya değişir, siyaset değişir.

Ama ne o marş değişir, ne de o afiş.

Çünkü her ikisinin de ortak bir sırrı vardır:
Sadelik.

Bir diğeri ise aidiyet…
Bu marşı söyleyen herkes kendinden bir parça bulur.
O afişe bakan herkes o ellerde kendi emeğini görür.

Bazı semboller eskimez

Bugün hâlâ 1 Mayıs alanlarında aynı marş yankılanıyorsa, aynı afiş taşınıyorsa, bu yeni bir şey üretilememesinden değil; eskisinin hâlâ güçlü olmasındandır.

Çünkü bazı semboller eskimez.
Onlar sadece birer eser değil, birer hafızadır.

1 Mayıs’ın hafızası ise yarım asırdır aynı iki şeyle yaşıyor:
Bir marş ve bir afişle…

Not: Yazıda yer alan bilgiler; 1 Mayıs marşının ortaya çıkışı, 1970’ler Türkiye işçi hareketleri ve Orhan Taylan’ın afiş çalışmaları üzerine yapılmış çeşitli söyleşi, arşiv ve kültürel yayınlardan derlenmiştir.